TMK Madde 953 – Hükümleri
TMK Madde 953 metni
Hapis hakkı / Hükümleri
Madde 953
Borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de gösterilmezse alacaklı, borçluya daha önce bildirimde bulunarak, hapsettiği şeylerin teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesini isteyebilir.
Üzerinde hapis hakkı bulunan nama yazılı kıymetli evrakın paraya çevrilmesi için icra dairesi, borçlu yerine gerekli işlemleri yapar.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 953 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 867 nci maddesini karşılamaktadır.
Maddeyle alacaklıya borcun yerine getirilmesi ve yeterli güvence de gösterilmemesi hâllerinde, hapis hakkının konusu olan taşınır nesneleri taşınır rehni hükümlerine göre paraya çevirme hakkı verilmekte ve hapis hakkı kıymetli evrak üzerinde ise borçlunun yapması gereken işler için de icra dairesine yetki tanınmaktadır.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Madde, hapis hakkını kullanan alacaklının borç ödenmezse elinde tuttuğu şeyi nasıl paraya çevirtebileceğini düzenler.
Hapis hakkı başlangıçta malı geri vermemeye yönelik bir savunma aracıdır. Ancak borçlu ne borcunu öder ne de yeterli bir güvence gösterirse alacaklı malı süresiz olarak elinde tutmak zorunda kalmaz. Hapsettiği şeyin, teslime bağlı rehindeki gibi icra yoluyla satılmasını ve alacağının satış bedelinden ödenmesini isteyebilir (TMK m. 946).
Bunun için iki koşul vardır:
- Borç ödenmemiş ve borçlu yeterli güvence göstermemiş olmalıdır. Borçlu, örneğin bir banka teminatı vererek malını geri alabilir.
- Alacaklı paraya çevirmeyi istemeden önce durumu borçluya bildirmelidir. Bu bildirim, borçluya son bir ödeme veya güvence gösterme fırsatı tanır.
İkinci fıkra nama yazılı kıymetli evrak için özel bir kural koyar. Bu tür senetlerin devri için hak sahibinin yazılı devir beyanı gibi işlemler gerekir ve borçlu bunları yapmaya yanaşmayabilir. Bu durumda icra dairesi borçlunun yerine gerekli işlemleri yaparak senedin satışını mümkün kılar.
Satış bedelinden arta kalan kısım borçluya verilir. Alacaklı, mülkiyetin kendisine geçeceğini öngören bir anlaşmaya dayanamaz (TMK m. 949).