TMK Madde 950 – Koşulları
TMK Madde 950 metni
Hapis hakkı / Koşulları
Madde 950
Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir.
Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılır.
Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 950 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 864 üncü maddesini karşılamaktadır.
Maddeyle alacaklıya, zilyetliğinde bulunan ve borçluya ait taşınır eşya ve kıymetli evrak üzerinde kanunî bir rehin hakkı tanınmaktadır. Bunun için alacaklının bu nesnelere borçlunun rızası ile zilyet olması, borcun muaccel olması, borç ile bu nesneler arasında bir irtibatın olması şartları aranmıştır. Ticari ilişkilerden tacirler arasında doğan alacaklarda bu irtibat karine olarak varsayılmıştır. Son fıkra ile iyiniyetin korunabildiği hâllerde (m. 988 ve 990) alacaklıya borçluya ait olmayan taşınır nesneler üzerinde de hapis hakkı (Retentionsrecht) tanınmıştır. Maddeyle hapis hakkı ile alacaklıya tanınan hak "hapsetme" şeklinde ifade olunmuşsa da, alacaklıya tanınan yetki aşağıdaki madde hükmünde de açıklandığı gibi sadece eşyayı vermekten kaçınma değil, teslime bağlı rehin hükümlerine göre rehin konusunu paraya çevrilmesini isteme hakkı da vardır.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Madde, alacağı ödenmeyen alacaklının elinde bulunan borçluya ait taşınırı borç ödenene kadar geri vermeme hakkını, yani hapis hakkını düzenler.
Hapis hakkı sözleşmeyle değil, kanundan doğan bir rehin hakkıdır. Bilinen örnek, tamir ettiği arabanın ücreti ödenmeyen tamircinin aracı teslim etmemesidir. Hakkın doğması için şu koşullar birlikte aranır:
- Alacaklı, taşınırı veya kıymetli evrakı borçlunun rızasıyla elinde bulundurmalıdır. Zorla veya gizlice ele geçirilen şey üzerinde hapis hakkı doğmaz.
- Alacak muaccel olmalı, yani ödeme zamanı gelmiş bulunmalıdır.
- Alacak ile elde tutulan şey arasında, niteliği itibarıyla bir bağlantı bulunmalıdır. Tamir ücreti ile tamir edilen araç arasında bu bağlantı vardır; başka bir borç için aracı tutmak ise kural olarak mümkün değildir.
Taraflar tacirse ve hem zilyetlik hem alacak ticari ilişkiden doğmuşsa bağlantı kanun gereği var sayılır.
Şeyin borçluya ait olmaması da her zaman engel değildir. Alacaklı, zilyetliği iyiniyetle kazandığı ve iyiniyetin korunduğu ölçüde, örneğin malın emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle alındığı durumlarda (TMK m. 988), başkasına ait taşınır üzerinde de hapis hakkı kullanabilir.
Hapis hakkı yalnızca malı geri vermemekle sınırlı değildir. Borç ödenmezse alacaklı malın paraya çevrilmesini de isteyebilir (TMK m. 953). Hakkın kullanılamayacağı durumlar TMK m. 951 ve 952'de düzenlenmiştir.