TMK Madde 8 – Hak ehliyeti
TMK Madde 8 metni
Genel olarak / Hak ehliyeti
Madde 8
Her insanın hak ehliyeti vardır.
Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 8 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 8 inci maddesini karşılamaktadır.
Maddenin "A. Şahsiyet" şeklindeki konu başlığı bu maddelerde genellikle ehliyet konusu düzenlenmiş olduğundan "A. Genel olarak" şeklinde değiştirilmiştir. Maddenin "I. Medenî haklardan istifade" şeklindeki kenar başlığı ise "I. Hak ehliyeti" şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklik 1984 tarihli Öntasarıdan aynen alınmıştır. Gerek öğretide gerek yargı kararlarında bu maddenin "hak ehliyeti", bundan sonraki maddenin ise "fiil ehliyeti" ile ilgili olduğu kabul edildiğinden "medenî haklardan istifade" yerine "hak ehliyeti", "medenî hakların kullanılması" yerine ise "fiil ehliyeti" deyimleri kullanılmıştır.
Maddenin birinci fıkrasında "Her şahıs..." sözcükleri yerine "Her insan..." sözcükleri kullanılmıştır. Gerek 1971 gerek 1984 tarihli öntasarılarda da isabetle kullanılan bu sözcükler, maddede düzenlenen bu ehliyetin insanlarla ilgili olduğunu ve temel bir insan hakkı olmasını vurgulaması açısından amaca daha uygun düşmektedir.
Maddenin ikinci fıkrası da 1971 ve 1984 tarihli Öntasarılara uygun olarak yeniden kaleme alınmıştır. Birinci fıkrada olduğu gibi ikinci fıkrada da hak ehliyetinde eşitlik ilkesinin belirlenmesinde "Herkes" sözcüğü yerine "Bütün insanlar..." sözcükleri kullanılmıştır.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Madde, her insanın hak ehliyetine sahip olduğunu ve bütün insanların haklara ve borçlara ehil olmada eşit olduğunu düzenler.
Hak ehliyeti, hak sahibi olabilme ve borç altına girebilme yeteneğidir. Bu ehliyet yaşa, akıl sağlığına, cinsiyete veya vatandaşlığa bakılmaksızın her insana tanınır. Yeni doğmuş bir bebek de bir taşınmazın maliki veya bir mirasın mirasçısı olabilir. Hak ehliyeti sağ ve tam doğumla başlar, ölümle sona erer; ana rahmindeki çocuk da sağ doğmak koşuluyla hak ehliyetine sahiptir (TMK m. 28).
Hak ehliyetini fiil ehliyetinden ayırmak gerekir. Fiil ehliyeti, kişinin kendi işlemleriyle hak edinip borç altına girebilmesidir ve belirli koşullara bağlıdır (TMK m. 9 ve 10). Bebek mirasçı olabilir, ama miras için gereken işlemleri kendisi değil, yasal temsilcisi yapar.
İkinci fıkradaki "hukuk düzeninin sınırları içinde" kaydı, bazı hakların kanunla belirli koşullara bağlanabileceğini anlatır. Örneğin evlenebilmek için belirli bir yaşa ulaşmak gerekir; yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinmesi de özel kurallara tabidir. Bu sınırlar eşitlik ilkesini ortadan kaldırmaz, yalnızca belirli hakların kazanılma veya kullanılma koşullarını belirler. Kimse hak ehliyetinden kısmen de olsa vazgeçemez (TMK m. 23).
Gerekçeye göre eski metindeki "medenî haklardan istifade" ifadesi yerine "hak ehliyeti", "her şahıs" yerine "her insan" denilmiştir. Gerekçe bu tercihle hak ehliyetinin temel bir insan hakkı olduğunun vurgulandığını belirtir.