TMK Madde 756 – Mülkiyet ve irtifak hakkı

TMK Madde 756 metni

Kaynak ve yeraltı suları / Mülkiyet ve irtifak hakkı

Madde 756

Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir.

Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur.

Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz.

Arazi maliklerinin yeraltı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.

Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.

TMK Madde 756 gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 679 uncu maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasındaki ikinci cümle yeni bir fıkra hâline getirilmek suretiyle madde dört fıkra olarak düzenlenmiştir.

"Kaynaklar" şeklindeki konu başlığı, "Kaynak ve yeraltı suları" olarak değiştirilmiş, madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrası 138 sayılı Kanun ile değiştirilip, yeraltı sularının kamu yararına ait oldukları kabul edilmiş idi. Ancak bu değişiklikten sonra 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkındaki Kanun yürürlüğe konulmuştur. Bu Kanunun 1 inci maddesi, 679 uncu maddenin ikinci fıkrasında yer alan hükmü tekrar etmiştir.

İkinci fıkrada yer alan "genel olarak" deyimi, gereksiz bir deyim olup, maddeye alınmamıştır. Zira yeraltı suları daima menfaati umuma ait sulardır. Bunun özel olan bir hâli yoktur.

Maddenin son fıkrasında sözü edilen "arazi sahipleri" deyimi, hem suyun çıktığı arazi malikini, hem de komşu malikleri içerecek genişliktedir.

Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.

Açıklama

Bu madde, kaynakların mülkiyetini ve yeraltı sularının hukuki niteliğini düzenler.

Kaynak, yerden kendiliğinden çıkan sudur ve çıktığı arazinin bütünleyici parçasıdır. Bu nedenle kaynak araziden ayrı olarak devredilemez; mülkiyeti ancak arazinin mülkiyetiyle birlikte kazanılabilir. Arazinin satılması, üzerindeki kaynağın da alıcıya geçmesi sonucunu doğurur.

Başkasının arazisindeki bir kaynaktan yararlanmak isteyen kişi için hak, irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil edilerek kurulur. Bu hakkın içeriği TMK m. 837'de kaynak hakkı olarak düzenlenmiştir.

Yeraltı suları ise kamu yararına ait sulardandır. Bir araziye malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak anlamına gelmez. Arazi maliklerinin yeraltı sularından hangi ölçüde ve nasıl yararlanacağı özel kanunla belirlenir. Gerekçede anılan 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun bu alandaki temel düzenlemedir; yeraltı suyu aramak ve kullanmak için kuyu açılması bu Kanuna göre izne bağlıdır.

Gerekçeye göre yeraltı sularının kamu yararına ait olduğu kuralı eski Kanuna 138 sayılı Kanunla eklenmiş, aynı kural daha sonra 167 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde tekrarlanmıştır. Gerekçe, son fıkradaki "arazi sahipleri" ifadesinin hem suyun çıktığı arazinin malikini hem de komşu malikleri kapsadığını belirtir.

Kaynaklara zarar verilmesi hâlinde tazminat TMK m. 757'de, eski duruma getirme TMK m. 758'de düzenlenmiştir.

Görüşme randevusu

Görüşmeler online görüntülü, telefonla veya Düsseldorf’ta yüz yüze yapılabilir. Saatler Almanya ve Türkiye saatiyle birlikte gösterilir.

Randevu al
  1. Görüşme türünü ve konuyu seçin
  2. Uygun bir tarih ve saat belirleyin
  3. Bilgilerinizi iletin; onay e-posta ile bildirilir