TMK Madde 711 – Sınırın yeniden belirlenmesi
TMK Madde 711 metni
Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması / Kazanma yolları / Arazi kayması / Sınırın yeniden belirlenmesi
Madde 711
Sınır, arazi kayması sebebiyle gerçeği yansıtmıyorsa; ilgili taşınmaz maliki, sınırın yeniden belirlenmesini isteyebilir.
Fazlalık ve eksiklikler denkleştirilir.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 711 gerekçesi
Madde İsviçre Medenî Kanununun 660 b maddesinden alınmıştır.
Birinci fıkrayla bir sınırın, arazi kayması nedeniyle artık gerçeği yansıtmaması karşısında, ilgili taşınmaz maliklerinin sınırın yeniden belirlenmesini isteyebilecekleri kabul edilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrası ile de bu tespit ve belirlenme sırasında fazlalık ve eksikliklerin denkleştirilmesi öngörülmüştür. Burada fedakârlığın denkleştirilmesi hâlinin özel bir uygulaması söz konusudur.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Arazi kayması yüzünden mevcut sınır gerçeği yansıtmaz hâle gelmişse, ilgili malikin sınırın yeniden belirlenmesini isteyebileceğini düzenler.
Arazi kayması kural olarak sınırları değiştirmez (TMK m. 709); ancak heyelân bölgesi olarak belirlenen yörelerde sınırlar araziyle birlikte hareket edebilir (TMK m. 710). Böyle durumlarda tapudaki sınırlar ile arazinin fiilî durumu birbirinden uzaklaşır. Bu madde, bu uyumsuzluğun giderilmesi için bir yol açar.
Sınır, arazi kayması sebebiyle gerçeği yansıtmıyorsa, ilgili taşınmazın maliki sınırın yeniden belirlenmesini isteyebilir. Belirleme sırasında maliklerin uğradığı fazlalık ve eksiklikler denkleştirilir. Yani kayma yüzünden arazisi büyüyen malik ile arazisi küçülen malik arasındaki fark dengelenir.
Gerekçe bu denkleştirmeyi "fedakârlığın denkleştirilmesi" ilkesinin özel bir uygulaması olarak görür. Bu ilkeye göre, kimsenin kusuru olmadan ortaya çıkan bir olayın yükü yalnızca bir kişiye bırakılmaz; bu olaydan yararlanan taraf, zarar görene bir karşılık sağlar.
Örneğin bir yamaçta heyelân nedeniyle bir parselin bir kısmı aşağıdaki parselin içine kaymışsa ve sınır artık arazideki gerçek duruma uymuyorsa, malikler sınırın yeni duruma göre çizilmesini ve kayıpların karşılanmasını isteyebilir.