TMK Madde 697 – Diğer hak sahiplerinin çıkarılması
TMK Madde 697 metni
Birlikte mülkiyet / Paylı mülkiyet / Paydaşlıktan çıkarma / Diğer hak sahiplerinin çıkarılması
Madde 697
Bir paydaşın çıkarılmasına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla, pay üzerinde intifa veya diğer bir aynî ya da tapuya şerh edilmiş kişisel yararlanma hakkı sahipleri hakkında da uygulanır. Ancak, devri caiz olmayan bir hakkın uygun bir tazminat karşılığında sona ermesine karar verilir.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 697 gerekçesi
Madde yürürlükteki Kanunun 626b maddesinden alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak ve terim birliği sağlanmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki Kanunun 626b maddesinin birinci cümlesi, İsviçre Medenî Kanununun 649c maddesini karşılamaktadır.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Paydaşlıktan çıkarma kurallarının, pay üzerinde intifa gibi bir hakka sahip olan kişilerin ortak maldan uzaklaştırılmasında da uygulanacağını düzenler.
Paylı malı kullanan kişi her zaman paydaşın kendisi olmayabilir. Bir paydaş, payı üzerinde başka birine intifa hakkı veya başka bir aynî hak tanımış ya da kullanma hakkını bir sözleşmeyle verip bunu tapuya şerh ettirmiş olabilir. Bu kişiler de diğer paydaşlara karşı ağır ihlallerde bulunabilir.
Bu durumda paydaşın çıkarılmasına ilişkin kurallar (TMK m. 696) kıyas yoluyla bu hak sahipleri hakkında da uygulanır. Kapsama girenler şunlardır:
- Pay üzerinde intifa hakkı sahipleri,
- Pay üzerinde başka bir aynî hakka sahip olanlar,
- Tapuya şerh edilmiş kişisel yararlanma hakkı sahipleri; örneğin kira sözleşmesi tapuya şerh edilmiş kiracı.
Çıkarmanın şartları ve usulü paydaşın çıkarılmasıyla aynıdır. Hak sahibinin davranışı yükümlülüklerin ağır biçimde ihlali niteliğinde olmalı ve diğer paydaşlar için ilişkiyi çekilmez hâle getirmelidir.
Hakkın niteliği gereği başkasına devredilemediği durumlarda, örneğin oturma hakkı gibi kişiye bağlı bir hakta (TMK m. 823), hak başkasına devrettirilemez. Bu durumda hâkim, hakkın uygun bir tazminat karşılığında sona ermesine karar verir.