TMK Madde 640 – Miras ortaklığı
TMK Madde 640 metni
Mirasın geçmesinin sonucu / Miras ortaklığı
Madde 640
Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.
Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 640 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 581 inci maddesini karşılamaktadır.
İlk üç fıkra, kaynak İsviçre Medenî Kanununun 602 nci maddesi dikkate alınarak düzenlenmiştir. Maddeye yeni konulan dördüncü fıkra ile, uygulamada karşılaşılan bazı güçlükleri gidermeye yönelik bir hüküm getirilmek istenmiştir. Buna göre, mirasta terekenin tâbi olduğu elbirliği mülkiyetine yöneltilen en güçlü eleştiri, birlikte hareket etme zorunda olmaları nedeniyle mirasçıların bireysel olarak terekedeki hakların korunması amacıyla hareket edememesidir. Maddeye eklenen yeni dördüncü fıkra, bu eksikliği giderme amacına yöneliktir. Bu hüküm, mirasçıların her birinin hakkını korumak için tek başına dava açmasına imkân sağlamakta ve sağlanan korumadan mirasçıların hepsinin yararlanmasını öngörmektedir. Davacı mirasçı davayı kaybederse, bundan diğer mirasçılar etkilenmeyecektir.
Maddeye eklenen beşinci fıkradaki, bir mirasçının ödemeden aciz hâlinde olması durumunda, diğer mirasçıların, hâkimden haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını isteyebileceği hükmü ise yürürlükteki Kanunun 583 üncü maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır. Konu taksim davasından çok miras ortaklığında mirasçının korunmasını ilgilendirdiği için söz konusu hüküm bu maddeye alınmıştır.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Birden çok mirasçı varsa, ölümden paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekenin bütün hak ve borçlarını kapsayan bir miras ortaklığı doğar; madde bu ortaklığın kurallarını düzenler.
Miras ortaklığında mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahiptir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirli payları yoktur; her birinin hakkı terekenin tamamına yayılır (TMK m. 701). Bunun sonucu olarak mirasçılar tereke üzerinde ancak birlikte tasarruf edebilir. Terekedeki bir taşınmazın satılması, kiraya verilmesi veya ipotek edilmesi için kural olarak bütün mirasçıların katılımı ya da onayı gerekir. Sözleşmeden veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi, örneğin vasiyeti yerine getirme görevlisinin yetkisi saklıdır.
Mirasçılar anlaşamıyor ya da hep birlikte hareket edemiyorsa, mirasçılardan biri sulh mahkemesinden miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atanmasını isteyebilir. Uygulamada buna "miras şirketine temsilci atanması" denir. Temsilci, terekenin yönetimi ve korunması için gereken işleri yürütür.
Dördüncü fıkra elbirliği kuralının katılığını yumuşatır. Her mirasçı, terekedeki hakların korunmasını tek başına isteyebilir. Örneğin terekeye ait bir taşınmazı haksız olarak kullanan üçüncü kişiye karşı mirasçılardan biri tek başına harekete geçebilir. Sağlanan korumadan bütün mirasçılar yararlanır. Gerekçeye göre davayı açan mirasçı kaybederse bu sonuç diğer mirasçıları etkilemez.
Beşinci fıkraya göre mirasçılardan biri ödemeden aciz hâlindeyse, yani borçlarını ödeyemiyorsa, diğer mirasçılar mirasın açılmasıyla birlikte haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeden alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilir. Böylece borçlu mirasçının alacaklılarının terekeye yönelmesi diğer mirasçıları zarara uğratmaz.
Ortaklık paylaşmayla sona erer (TMK m. 642). Mirasçılar paylaşmadan önce de elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesini isteyebilir (TMK m. 644).
Mirasçılardan biri yurt dışında yaşıyorsa birlikte hareket zorunluluğu pratikte güçlük doğurur. Yurt dışındaki mirasçı, Türk konsolosluğunda düzenleteceği vekâletnameyle tapu ve diğer işlemlerde temsil edilebilir. Mirasçılara ulaşılamıyorsa temsilci atanması yoluna gidilebilir.