TMK Madde 517 – Konusu
TMK Madde 517 metni
Belirli mal bırakma / Konusu
Madde 517
Mirasbırakan, bir kimseye onu mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada bulunabilir.
Belirli mal bırakma, ölüme bağlı tasarrufla bir kimseye terekedeki bir malın mülkiyetinin veya terekenin tamamı ya da bir kısmı üzerinde intifa hakkının kazandırılmasına yönelik olabileceği gibi; bir kimse lehine tereke değeri üzerinden bir edimin yerine getirilmesinin, bir iradın bağlanmasının veya bir kimsenin bir borçtan kurtarılmasının, mirasçılar veya belirli mal bırakılanlara yükletilmesi suretiyle de olabilir.
Bırakılan belirli mal terekede bulunmadığı takdirde, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, ölüme bağlı tasarrufu yerine getirmekle yükümlü olanlar borçtan kurtulurlar.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 517 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 464 üncü maddesini karşılamaktadır.
Madde konu ve kenar başlıklarıyla birlikte arılaştırılmak ve sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmış ve İsviçre Medenî Kanununun 484 üncü maddesinde olduğu gibi üç fıkra hâline getirilmiştir.
"Muayyen malda tasarruf" ve "muayyen mal vasiyeti" deyimleri yerine "belirli mal bırakma" deyimi, anlamı daha iyi ifade etmesi nedeniyle tercih edilmiştir. Maddede hüküm değişikliği yoktur.
Mirasbırakanın belirli bir malını başkasına bırakması bu hükme göre o kimsenin mirasbırakan tarafından mirasçı olarak atandığı anlamına gelmez.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Mirasbırakan, bir kişiyi mirasçı yapmadan ona belirli bir malı, bir intifa hakkını veya başka bir değeri ölüme bağlı tasarrufla bırakabilir; buna belirli mal bırakma, günlük dilde vasiyet denir.
Kendisine belirli mal bırakılan kişiye vasiyet alacaklısı denir. Vasiyet alacaklısı mirasçı değildir; tereke borçlarından sorumlu olmaz ve paylaşmaya katılmaz. Malın kendisine verilmesini mirasçılardan veya vasiyeti yerine getirme görevlisinden ister (TMK m. 600). Bu dava hakkı, kural olarak vasiyetin öğrenilmesinden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar (TMK m. 602).
İkinci fıkra belirli mal bırakmanın türlerini sayar:
- Terekedeki bir malın mülkiyetinin bırakılması, örneğin bir daire veya bir otomobil.
- Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde intifa hakkı tanınması. İntifa hakkı, bir malı kullanma ve gelirlerini alma hakkıdır.
- Mirasçılara veya başka bir vasiyet alacaklısına, tereke değerinden bir kişiye para ödeme gibi bir edimi yerine getirme yükü getirilmesi.
- Bir kişiye irat, yani düzenli ödeme bağlanması.
- Bir kişinin mirasbırakana veya başkasına olan bir borçtan kurtarılması.
Üçüncü fıkra, bırakılan mal mirasbırakanın ölümünde terekede yoksa ne olacağını düzenler. Mal satılmış, yok olmuş veya başkasına verilmişse vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olanlar borçtan kurtulur. Vasiyet alacaklısı malın bedelini isteyemez. Ancak tasarruftan mirasbırakanın başka türlü düşündüğü anlaşılıyorsa sonuç değişebilir. Mirasbırakanın sağlığında bırakılan malı satması gibi vasiyetle bağdaşmayan bir tasarrufu da vasiyeti ortadan kaldırır (TMK m. 544/2).