TMK Madde 512 – İspat yükü
TMK Madde 512 metni
Mirasçılıktan çıkarma / İspat yükü
Madde 512
Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.
Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.
Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 512 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 459 uncu maddesini karşılamaktadır.
Birinci fıkra yürürlükteki birinci fıkra hükmünü aynen tekrar etmektedir. Ancak kenar başlık "Beyyine külfeti" yerine "İspat yükü" olarak değiştirilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrası, birbirinden farklı iki konuyu düzenlemekte olduğundan kaynak Kanunun 479 uncu maddesine uygun olarak arılaştırılarak daha anlaşılır hâle getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Mirasçılıktan çıkarma ancak sebebi tasarrufta belirtilmişse geçerlidir; çıkarılan kişi itiraz ederse sebebin gerçekten var olduğunu çıkarmadan yararlanan taraf ispat etmek zorundadır.
Birinci fıkra şekle ilişkin bir şart koyar. Mirasbırakan, vasiyetnamede veya miras sözleşmesinde çıkarma sebebini yazmalıdır. "Oğlumu mirasımdan çıkarıyorum" demek yetmez; TMK m. 510'daki sebeplerden birine dayanan somut olayların gösterilmesi gerekir.
İkinci fıkra ispat yükünü düzenler. Çıkarılan kişi sebebin gerçek olmadığını ileri sürerse, onu ispat etmesi gerekmez. Sebebin varlığını, çıkarmadan yararlanan mirasçı veya vasiyet alacaklısı ispat etmelidir. Bu kural, ölmüş olan mirasbırakanın iddialarının kendiliğinden doğru kabul edilmemesini sağlar.
Üçüncü fıkra iki ayrı sonuç öngörür:
- Sebep ispat edilemezse veya tasarrufta hiç belirtilmemişse çıkarma tamamen düşmez. Tasarruf, çıkarılan mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir. Mirasçı yalnızca saklı payını alır; mirasbırakanın serbestçe tasarruf edebileceği kısım üzerindeki diğer hükümler geçerli kalır.
- Mirasbırakan çıkarmayı, sebep hakkındaki açık bir yanılma yüzünden yapmışsa çıkarma tamamen geçersiz olur. Örneğin mirasbırakan, kendisine karşı işlenen bir suçun çocuğu tarafından işlendiğine inanmış, ama failin başka biri olduğu ortaya çıkmışsa bu durum söz konusudur. Bu hâlde mirasçı saklı payıyla sınırlı kalmaz; çıkarma hiç yapılmamış gibi sonuç doğar.
Gerekçede belirtildiği gibi eski Kanundaki "Beyyine külfeti" başlığı "İspat yükü" olarak değiştirilmiş, hükümde değişiklik yapılmamıştır.