TMK Madde 493 – Olağanüstü zamanaşımı
TMK Madde 493 metni
Sorumluluk davasında zamanaşımı / Olağanüstü zamanaşımı
Madde 493
Olağan zamanaşımı süresi işlemeye başlamadan önce zarar gören tarafından bilinmesi veya anlaşılması olanağı bulunmayan bir hesap yanlışlığına veya bir sorumluluk sebebine dayanan tazminat davası, hesap yanlışlığının veya sorumluluk sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl içinde açılabilir.
Vesayetten doğan tazminat davaları, her hâlde kesin hesabın tebliğinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 493 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 437 nci maddesini karşılamaktadır.
Yürürlükteki metin esas alınmakla beraber madde daha sade biçimde düzenlenmiştir.
İstisnaî bir zamanaşımı niteliğinde olan olağanüstü zamanaşımı ancak olağan zamanaşımı süresi işlemeye başlamadan önce zarar gören tarafından bilinmesi veya anlaşılması olanağı bulunmayan bir hesap yanlışlığının veya bir sorumluluk sebebinin sonradan öğrenilmesi hâlinde uygulanacaktır.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Olağan zamanaşımı başlamadan önce bilinemeyen hesap yanlışlıkları için özel bir dava süresini ve vesayetten doğan tazminat davalarında on yıllık üst sınırı düzenler.
Vasi ve kayyıma karşı tazminat davası kural olarak kesin hesabın tebliğinden başlayarak bir yıl içinde açılmalıdır (TMK m. 492). Ancak bazı yanlışlıklar ve zarar sebepleri bu süre içinde fark edilemeyebilir. Vasinin kesin hesapta göstermediği bir satış veya gizlediği bir tahsilat, yıllar sonra tapu ya da banka kayıtlarından ortaya çıkabilir.
Birinci fıkra bu durumu düzenler. Olağan süre işlemeye başlamadan önce zarar görenin bilmesi veya anlaması mümkün olmayan bir hesap yanlışlığına ya da sorumluluk sebebine dayanan tazminat davası, bu yanlışlığın veya sebebin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl içinde açılabilir. Gerekçe bu sürenin istisnai olduğunu ve yalnızca bu tür durumların sonradan öğrenilmesi hâlinde uygulanacağını vurgular. Zarar görenin baştan bilebileceği bir eksikliği geç fark etmesi bu kapsama girmez.
İkinci fıkra mutlak bir üst sınır koyar. Vesayetten doğan tazminat davaları, her hâlde kesin hesabın tebliğinden başlayarak on yıl geçince zamanaşımına uğrar. Yanlışlık on yıldan sonra öğrenilse bile davalı zamanaşımını ileri sürerse dava reddedilir. Bu sınır, vasilerin ve devletin sorumluluğunun belirsiz bir süre devam etmesini önler.
Buna göre sonradan öğrenilen bir yanlışlık için dava, öğrenmeden başlayarak bir yıl içinde ve her hâlde kesin hesabın tebliğinden başlayarak on yıl dolmadan açılmalıdır. Gerekçeye göre madde eski metin esas alınarak daha sade biçimde yazılmıştır.