TMK Madde 452 – Onamamanın sonucu
TMK Madde 452 metni
Özen ve temsil / Temsil / Vesayet altındaki kişinin yapabileceği işler / Onamamanın sonucu
Madde 452
Vasinin onamadığı işlemlerde taraflardan her biri verdiğini geri isteyebilir. Ancak, vesayet altındaki kişi, sadece kendi menfaatine harcanan veya geri isteme zamanında malvarlığında mevcut olan zenginleşme tutarıyla ya da iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmış olduğu miktarla sorumludur.
Vesayet altındaki kişi, fiil ehliyetine sahip olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış ise, onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olur.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 452 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 395 inci maddesini karşılamaktadır.
Kısıtlının sorumluluğunun "geri isteme zamanında"ki zenginleşmesi ile sınırlı olduğu vurgulanmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Vasinin onamadığı bir işlemde tarafların birbirine verdiklerini nasıl geri isteyeceğini ve vesayet altındaki kişinin bu iadeden ne ölçüde sorumlu olduğunu düzenler.
Vasi işlemi onamazsa işlem hüküm doğurmaz (TMK m. 451). Taraflar bu arada bir şey teslim etmiş veya ödemişse her biri verdiğini geri isteyebilir. Ancak iki taraf eşit konumda değildir. Karşı taraf aldığını tam olarak iade eder. Vesayet altındaki kişinin iade borcu ise şu kalemlerle sınırlıdır:
- aldığı şeyden kendi menfaatine harcanan kısım,
- geri isteme anında malvarlığında hâlâ bulunan zenginleşme,
- iyiniyetli olmaksızın elden çıkardığı miktar.
Örneğin vesayet altındaki kişi onanmayan bir satışta para almış ve bu parayı kendi yararına olmayan bir biçimde tüketmişse, tükenen kısım için iade borcu doğmaz. Parayı iade etmesi gerektiğini bilerek elden çıkarmışsa sorumluluğu devam eder. Bu sınırlama, korunması amaçlanan kişinin onanmayan işlem yüzünden zarara uğramasını önler. Riski, ehliyeti sınırlı biriyle işlem yapan karşı taraf taşır.
İkinci fıkra karşı tarafı korur. Vesayet altındaki kişi karşı tarafı fiil ehliyetine sahip olduğu konusunda yanıltmışsa, örneğin kısıtlı olmadığını gösteren gerçeğe aykırı bir belge sunmuşsa, karşı tarafın bu yüzden uğradığı zararı ödemek zorundadır. Bu sorumluluğun dayanağı işlem değil, yanıltıcı davranıştır.
Gerekçe, kısıtlının sorumluluğunun geri isteme anındaki zenginleşmeyle sınırlı olduğunun vurgulandığını ve hükümde değişiklik yapılmadığını belirtir.