TMK Madde 419 – Vasinin atanması
TMK Madde 419 metni
Atama usulü / Vasinin atanması
Madde 419
Vesayet makamı, gecikmeksizin vasi atamakla yükümlüdür.
Gerek duyulduğunda henüz ergin olmayanların da kısıtlanmasına karar verilebilir; ancak, kısıtlama kararı ergin olduktan sonra sonuç doğurur.
Kısıtlanan ergin çocuklar kural olarak vesayet altına alınmayıp velâyet altında bırakılır.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 419 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 369 uncu maddesini karşılamaktadır.
Henüz ergin olmayanların gerekli görülerek kısıtlanmasına karar verilen hâllerde, ikinci fıkraya kısıtlama kararının ancak ergin olma tarihinden itibaren sonuç meydana getireceği hakkında bir ibare eklenmek suretiyle maddeye açıklık getirilmiştir. Madde, kaynak İsviçre Medenî Kanununun 385 inci maddesine uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Vasinin gecikmeden atanmasını, ergin olmayanların önceden kısıtlanabilmesini ve kısıtlanan ergin çocukların velayet altında bırakılmasını düzenler.
Birinci fıkraya göre vesayeti gerektiren bir durum ortaya çıktığında vesayet makamı, yani sulh hukuk mahkemesi, vakit kaybetmeden vasi atamalıdır. Vasi atanıncaya kadar alınabilecek geçici önlemler TMK m. 420'de düzenlenmiştir.
İkinci fıkra, henüz ergin olmamış bir kişi hakkında da kısıtlama kararı verilebileceğini öngörür. Bu imkân, örneğin ağır zihinsel engeli bulunan bir gencin on sekiz yaşını doldurduğu gün korumasız kalmaması için önem taşır. Karar önceden verilir, ancak sonuçlarını kişi ergin olunca doğurur. O güne kadar kişi zaten küçük olduğu için velayet veya vesayet altındadır.
Üçüncü fıkraya göre kısıtlanan ergin çocuk kural olarak vesayet altına alınmaz, ana ve babasının velayeti altında bırakılır. Böylece çocuğa bakmayı sürdüren ana ve baba, ayrıca vasi atanmasına gerek kalmadan onu temsil etmeye devam eder. Madde bunu bir kural olarak koyar; çocuğun menfaati başka bir çözümü gerektiriyorsa hâkim vesayet altına almaya karar verebilir.
Kısıtlanan kişinin velayet altında bırakıldığına ilişkin karar da kısıtlının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân edilir (TMK m. 421/2).