TMK Madde 407 – Özgürlüğü bağlayıcı ceza
TMK Madde 407 metni
Kısıtlama / Özgürlüğü bağlayıcı ceza
Madde 407
(Değişik:2/3/2024-7499/5 md.)
Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır.
Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir. Cezayı yerine getirmekle görevli makam hapis cezasının infazına başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir.
Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler.
Bu Kanunun kayyımlığa ilişkin hükümleri niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu madde için de uygulanır.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 407 gerekçesi
Yürürlükteki 357 nci maddeyi karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Ceza infaz kurumunda hapis cezası çeken ergin bir kişinin kendi isteğiyle veya korunması gerektiğinde isteği olmadan kısıtlanmasını ya da kendisine kayyım atanmasını düzenler.
Madde 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunla baştan sona değiştirilmiştir. İlk metinde bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanıyordu. Yeni düzenleme iki durumu birbirinden ayırır:
- Kesinleşmiş bir hapis cezasının infazı için ceza infaz kurumunda bulunan ergin, isterse kısıtlanır ya da kendisine kayyım atanır. Bu hâlde cezanın süresi önem taşımaz; karar kişinin isteğine bağlıdır.
- Toplam beş yıl veya daha uzun kesinleşmiş hapis cezasının infazı için ceza infaz kurumunda bulunan ergin, istemese bile kişiliğinin veya malvarlığının korunması için gerekli görülürse kısıtlanabilir. Burada kısıtlama kendiliğinden olmaz; hâkim gerekliliği değerlendirir. Vesayet makamının durumu öğrenebilmesi için cezanın infazını yürüten makam, infaza başlandığını hemen vesayet makamına bildirir.
Her iki durumda da vesayet makamı, yani sulh hukuk mahkemesi (TMK m. 397), karar vermeden önce hükümlüyü dinlemek zorundadır.
Kayyım atanması kişinin fiil ehliyetini etkilemez (TMK m. 458). Bu seçenek, hükümlünün ehliyeti korunurken dışarıdaki işlerinin bir başkası tarafından görülmesini sağlar. Son fıkra, kayyımlığa ilişkin hükümlerin niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu madde bakımından da uygulanacağını belirtir.
Bu sebeple kurulan vesayet, hapis hâli hukuka uygun biçimde sona erince kendiliğinden kalkar. Hapis sürerken de belirli şartlarla sona erdirilebilir (TMK m. 471).
Gerekçe maddenin ilk metnine aittir ve 2024 değişikliğini yansıtmaz.