TMK Madde 405 – Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı
TMK Madde 405 metni
Kısıtlama / Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı
Madde 405
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.
Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 405 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 355 inci maddesini karşılamaktadır.
Maddede kısıtlama sebebi olarak akıl hastalığı ile akıl zayıflığı hâlini düzenlenmektedir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle bir kişinin kısıtlanması için, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden işlerini göremez olması veya korunması ya da bakımı için sürekli yardıma muhtaç bulunması veyahut bu yüzden başkalarının güvenliği için bir tehlikenin mevcut olması gerektiği açıklığa kavuşturulmuştur. Hüküm değişikliği yoktur.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen, sürekli bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan erginin kısıtlanacağını düzenler. Kısıtlama, ergin bir kişinin fiil ehliyetinin mahkeme kararıyla kaldırılması ve kişinin vesayet altına alınmasıdır.
Kısıtlama için iki unsur birlikte bulunmalıdır. İlki, kişide akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunmasıdır. İkincisi, bu hastalık veya zayıflık yüzünden şu sonuçlardan en az birinin doğmasıdır:
- Kişinin işlerini görememesi, örneğin malvarlığını yönetememesi veya günlük hukukî işlemlerini yapamaması,
- Korunması ve bakımı için sürekli yardıma ihtiyaç duyması,
- Başkalarının güvenliğini tehlikeye sokması.
Bir akıl hastalığı teşhisinin konulmuş olması tek başına kısıtlama için yetmez; hastalığın kişinin hayatında bu sonuçlardan birini doğurması gerekir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir (TMK m. 409/2). Kararı kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi verir (TMK m. 397, 411). Kısıtlama kararı kesinleşince kısıtlının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân edilir; ilândan önce iyiniyetli üçüncü kişileri etkilemez (TMK m. 410).
Kısıtlanan kişinin fiil ehliyeti yoktur (TMK m. 14) ve kendisine bir vasi atanır. Vasi atanırken haklı sebepler engel olmadıkça öncelik eşe veya yakın hısımlara verilir (TMK m. 414). Kısıtlanan kişi ana ve babasının ergin çocuğuysa, hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe ana ve babasının velâyeti altında kalır (TMK m. 335/2, 419/3). Ayırt etme gücüne sahip kısıtlı, yasal temsilcisinin rızası olmadan kendi işlemleriyle borç altına giremez; karşılıksız kazanmalarda ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada ise bu rıza gerekmez (TMK m. 16).
İkinci fıkraya göre idarî makamlar, noterler ve mahkemeler görevleri sırasında kişinin vesayet altına alınmasını gerektiren bir durumu öğrenirlerse bunu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır.
Kısıtlama sebebi ortadan kalkarsa vesayetin kaldırılması istenebilir. Bunun için de kısıtlama sebebinin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi gerekir (TMK m. 474).
Gerekçede anılan "yürürlükteki Kanun", 743 sayılı eski Medenî Kanundur; madde eski metne göre hüküm değişikliği getirmemiştir.
Yurt dışında yaşayan bir kişi hakkında kısıtlama kararı verilmesinin sebepleri, kural olarak o kişinin millî hukukuna tâbidir (MÖHUK m. 10/1). Kişi Türk vatandaşıysa Türk hukuku uygulanır.