TMK Madde 329 – Dava hakkı
TMK Madde 329 metni
Çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılama / Dava hakkı
Madde 329
Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.
Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hâllerde nafaka davası, atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabilir.
Ayırt etme gücüne sahip olan küçük de nafaka davası açabilir.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 329 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Madde, günümüz diline uygun olarak bazı değişiklikler yapılmak suretiyle 1984 tarihli öntasarının 249 uncu maddesinden alınmıştır.
Birinci ve ikinci fıkralarda, uygulamadaki duraksamaları da gidermek üzere, küçüğe fiilen bakan ana veya babanın diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabileceği düzenlenmiş ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için, gereken hâllerde ana ve babaya karşı nafaka davasının kayyım ya da varsa vasi tarafından açabileceği belirtilmiştir.
Üçüncü fıkrada ise, ayırt etme gücüne sahip küçüğün de herhangi bir izne tâbi olmadan tek başına nafaka davası açabileceği hükme bağlanmaktadır. Çünkü ayırt etme gücüne sahip küçüğün nafaka istemesi kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanılması niteliğindedir ve küçük için önemli bir malî külfete de yol açmaz.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Bu madde, küçük çocuk için nafaka davasını kimlerin açabileceğini düzenler: çocuğa fiilen bakan ana veya baba, kayyım veya vasi ve ayırt etme gücüne sahip küçüğün kendisi.
Birinci fıkraya göre çocuğa fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı nafaka davası açabilir. Dava çocuk adına açılır; nafaka çocuğa aittir. Belirleyici olan çocuğun kimin yanında yaşadığı ve kim tarafından bakıldığıdır. Eşler ayrı yaşıyor ve çocuk annenin yanında kalıyorsa anne, babaya karşı bu davayı açabilir. Boşanma davası görülüyorsa çocuğun giderleri o dava içinde de düzenlenir (TMK m. 169, 182).
İkinci fıkra, ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gerektiğinde kayyım veya vasinin de dava açabileceğini öngörür. Ayırt etme gücü, kişinin yaşı veya akıl sağlığı bakımından akla uygun biçimde davranabilme yeteneğidir (TMK m. 13). Örneğin küçük vesayet altındaysa vasi, ana ve baba ile küçüğün menfaati çatışıyorsa atanacak kayyım (TMK m. 426) bu davayı açabilir.
Üçüncü fıkraya göre ayırt etme gücüne sahip küçük nafaka davasını kendisi açabilir. Gerekçeye göre bunun için bir izin gerekmez; çünkü nafaka istemek kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanılmasıdır ve küçüğe önemli bir malî yük getirmez. Bu, ayırt etme gücüne sahip küçüklerin kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını yasal temsilcinin rızası olmadan kullanabileceği genel kuralıyla da uyumludur (TMK m. 16/1).
Nafaka miktarı TMK m. 330'a göre belirlenir; dava süresince geçici önlemler için TMK m. 332–333 uygulanır.