TMK Madde 299 – İspat yükü
TMK Madde 299 metni
Tanıma / İptal davası / İlgililerin dava hakkı / İspat yükü
Madde 299
Davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür.
Ana veya çocuk tarafından tanıyanın baba olmadığı iddiasıyla açılan iptal davasında ispat yükü, tanıyanın, gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtları göstermesinden sonra doğar.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 299 gerekçesi
Maddede İsviçre Medenî Kanununun 260b maddesi örnek alınmıştır.
Birinci fıkraya göre davacı tanıyanın baba olmadığını kanıtlamak zorundadır. Ancak yürürlükteki Kanunun 293 ve 294 üncü maddelerinde yer alan, tanımanın çocuk için zararlı olduğu ve tanımanın kanunen yasak olduğu gerekçesiyle iptal davası açılması olanağı ve bu olanak kullanılırsa bu hususların kanıtlanması zorunluluğu maddeye alınmamıştır.
İkinci fıkrada ise hem 1984 tarihli Öntasarısı ve hem de İsviçre Medenî Kanununun düzenlemesi takip edilerek, ana veya çocuk tarafından açılan iptal davasında, önce davalının baba olması olasılığını kanıtlaması aranmak suretiyle; davacının ispat yükü hafifletilmektedir.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Tanımanın iptali davasında davacı tanıyanın baba olmadığını ispatlar; dava ana veya çocuk tarafından açılmışsa bu yük hafifletilmiştir.
Birinci fıkra genel kuraldır. Tanımanın iptalini isteyen davacı, tanıyanın çocuğun babası olmadığını ispatlamalıdır. Bu ispat bugün çoğunlukla DNA incelemesiyle yapılır; taraflar ve üçüncü kişiler zorunlu incelemelere katlanmak zorundadır (TMK m. 284).
İkinci fıkra ana ve çocuk için bir kolaylık getirir. Dava ana veya çocuk tarafından açılmışsa önce tanıyanın, gebe kalma döneminde anayla cinsel ilişkide bulunduğuna dair inandırıcı kanıtlar ortaya koyması gerekir. Tanıyan bunu yapamazsa davacının ayrıca tanıyanın baba olmadığını ispatlaması gerekmez. Tanıyan bu kanıtları gösterirse ispat yükü davacıya geçer.
Bu kural, ana ve çocuğun rızası aranmadan yapılan tanımaya karşı onları korur ve çocukla bağı olmayan birinin tanıma yoluyla soybağı kurmasının önüne geçer.
Gerekçeye göre 743 sayılı eski Kanunda tanımanın çocuk için zararlı olduğu veya kanunen yasak olduğu gerekçesiyle de iptal istenebiliyordu. 4721 sayılı Kanun bu sebepleri almamış, iptali tanıyanın baba olmamasına dayandırmıştır.
Tanıyanın irade sakatlığına dayanarak kendisinin açtığı iptal davası (TMK m. 297) bu maddenin kapsamında değildir.