TMK Madde 25 – Davalar
TMK Madde 25 metni
Kişiliğin korunması / Saldırıya karşı / Davalar
Madde 25
Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.
Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.
Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır.
Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.
Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 25 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 24/a maddesini karşılamaktadır.
Madde yürürlükteki Kanuna 3444 sayılı Kanunla konulmuş yeni bir hükümdür. Maddenin aslı İsviçre Medenî Kanununun 1985 tarihinde yürürlüğe giren yeni 28 a maddesidir.
Maddenin birinci fıkrasında zarar ve kusur koşullarını gerektirmeyen saldırı tehlikesinin önlenmesi, saldırıya son verilmesi ve tespit davaları düzenlenmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında, birinci fıkrada yer alan davalarla birlikte davacıya, mahkemece verilen düzeltmenin (tekzibin) ya da kararın "üçüncü kişilere bildirilmesi" veya "kararın yayımını" isteme hakkı tanınmıştır.
Yürürlükteki maddenin üçüncü fıkrası "Manevî tazminat talebi karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemez, ancak miras yoluyla intikal eder." şeklindedir. Madde bu şekliyle manevî tazminat istemlerinin hak sahibi tarafından ileri sürülmemesine rağmen ölümü hâlinde mirasçılarına intikal etmesini kabul etmiştir. Böyle bir çözüm tarzının manevî tazminat istemlerinin niteliğiyle bağdaştırılması mümkün değildir. Zira manevî tazminat istemleri ileri sürülmediği sürece kişilik hakkına yönelik saldırıdan elde edilen kazancın istem hakkının başkasına intikal etmesi düşünülemez. Böyle bir istem ileri sürüldükten sonra, malvarlığı niteliği kazanabilir ve miras yoluyla intikal edebilir. Nitekim bu gerçeği göz önünde tutan İsviçre Medenî Kanunu da 93 üncü maddesinin ikinci fıkrasında manevî tazminat isteminin ileri sürülmedikçe miras yoluyla intikal edemeyeceğini kabul etmektedir. Buna uygun olarak maddenin dördüncü fıkrası yeniden kaleme alınıp, değiştirilmiştir.
Bu değişiklik sonucu olarak manevî tazminat istemlerinde iki nitelik önemle vurgulanmıştır:
a) Manevî tazminat istemlerinin bir başkasına devredilebilmesi için, bundan sorumlu olan kişi ya da kişilerin bu istemi kabul etmeleri gerekir.
b) Manevî tazminat istemlerinin miras yoluyla mirasçılara geçebilmesi için, kişilik hakları saldırıya uğrayan kişinin tazminat istemini ileri sürmüş olması gerekir.
Maddeye göre ileri sürmenin mutlaka dava yoluyla gerçekleşmesi şart olmayıp saldırıya uğrayan kişinin bunu ortaya koyan ve kanıtlanabilen hür iradesi yeterli görülmüştür. Madde bu konuda dava şartını öngören kaynak Kanundan ayrılmıştır.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Madde, kişilik hakkı saldırıya uğrayan kişinin açabileceği davaları, manevi tazminat isteminin devrini ve mirasçılara geçmesini ve yetkili mahkemeyi düzenler.
Birinci fıkradaki davalar için saldırıda bulunanın kusuru veya bir zarar doğmuş olması aranmaz:
- Önleme davası: Henüz gerçekleşmemiş ama yakın ve ciddi bir saldırı tehlikesinin önlenmesi için açılır.
- Durdurma davası: Sürmekte olan bir saldırıya son verilmesi için açılır, örneğin internette yayında kalan bir yazının kaldırılması.
- Tespit davası: Sona ermiş ama etkileri devam eden bir saldırının hukuka aykırı olduğunun tespiti için açılır.
İkinci fıkraya göre davacı bunlarla birlikte düzeltmenin veya mahkeme kararının üçüncü kişilere bildirilmesini ya da yayımlanmasını da isteyebilir. Amaç, zedelenen itibarın onarılmasıdır.
Üçüncü fıkra, maddi ve manevi tazminat davalarını ve kazancın devri istemini saklı tutar. Kazancın devri, saldırıda bulunanın bu saldırı sayesinde elde ettiği kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre hak sahibine verilmesidir; izinsiz kullanılan bir fotoğrafla elde edilen reklam geliri buna örnektir. Tazminat davalarında ise kusur ve zarar aranır. Manevi tazminatın koşulları Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiştir (TBK m. 58).
Dördüncü fıkraya göre manevi tazminat istemi, karşı taraf kabul etmedikçe başkasına devredilemez. Hak sahibi istemini hayattayken ileri sürmemişse istem mirasçılarına geçmez. Gerekçeye göre ileri sürmek için dava açılması şart değildir; kişinin bu yöndeki iradesini kanıtlanabilir biçimde ortaya koyması yeterlidir. Gerekçe bu noktada kaynak İsviçre Kanunundan bilerek ayrıldığını belirtir.
Beşinci fıkraya göre davacı, kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. Yurt dışında yaşayan bir kişi Türkiye'de dava açmak istediğinde, Türk mahkemesinin milletlerarası yetkisi de iç hukuktaki yetki kurallarına göre belirlenir (MÖHUK m. 40).