TMK Madde 241 – Üçüncü kişilere karşı dava
TMK Madde 241 metni
Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye / Katılma alacağının ve değer artış payının ödenmesi / Üçüncü kişilere karşı dava
Madde 241
Tasfiye sırasında, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi, katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir.
Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
Yukarıdaki fıkra hükümleri ve yetki kuralları dışında mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 241 gerekçesi
Madde İsviçre Medenî Kanununun 220 nci maddesini karşılamaktadır.
Madde bir eşin katılmadan doğan alacağının, borçlu eşin malların ayrılması sonucu ortaya çıkan malvarlığından veya borçlu eş ölmüşse terekeye dahil malvarlığından tahsil edilebilmesini düzenlemektedir. Bu malların kişisel veya edinilmiş mal olmasının önemi yoktur. Bu malvarlığı diğer eşin katılma alacağını karşılamadığı takdirde, bu madde ile alacaklı eşe, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları, bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan kısmın tamamlanmasını isteme hakkı tanınmaktadır. Bu düzenleme, katılma alacağı için borçlunun tasfiye sırasında sahip olduğu veya terekesine dahil bütün malvarlığı ile sorumlu olmasının doğal bir sonucudur.
İkinci fıkrada dava hakkı, alacaklı eşin veya mirasçılarının haklarının ihlâl edildiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıllık zamanaşımı süresine tâbi tutulmuştur. Bu maddenin ikinci fıkrasını karşılayan İsviçre Medenî Kanununun 220 nci maddesinin ikinci fıkrasında uzun zamanaşımı süresi on yıl olarak öngörülmüştür. Ancak tenkisle ilgili hak düşümü süresini düzenleyen 571 inci madde ile paralellik sağlamak amacıyla maddede İsviçre aslından ayrılmış ve on yıllık süre yerine beş yıllık süre öngörülmüştür.
Maddenin üçüncü fıkrası yetkiye ilişkin hükümler hariç olmak üzere, mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümlere yollama yapmıştır.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Madde, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamazsa, alacaklı eşin eksik kalan kısmı karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiden isteyebileceğini düzenler.
TMK m. 229'a göre bazı karşılıksız kazandırmalar, örneğin rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan bağışlar, edinilmiş mallara hesaben eklenir. Bu ekleme katılma alacağını büyütür; ama bağışlanan mal üçüncü kişide kalmaya devam eder. Borçlu eşin geri kalan malları, kişisel veya edinilmiş olmalarına bakılmaksızın, bu alacağı ödemeye yetmezse alacaklı eş üçüncü kişiye dava açabilir. Örneğin evlilik bitmeden birkaç ay önce bir yakınına daire bağışlayan eşin başka malı yoksa, diğer eş karşılanamayan alacağını o yakından isteyebilir.
Talep, eksik kalan miktarla sınırlıdır. Üçüncü kişiden kazandırmanın tamamı değil, yalnız alacağın karşılanamayan kısmı istenebilir.
Dava için iki süre vardır. Alacaklı eş veya mirasçıları, haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl içinde ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden başlayarak beş yıl içinde dava açmalıdır. Bunlar hak düşürücü sürelerdir; süre geçince dava hakkı ortadan kalkar ve hâkim bunu kendiliğinden dikkate alır. Hükümet tasarısında bu süreler zamanaşımı olarak düzenlenmişti; TBMM Adalet Komisyonu, sürenin hak düşürücü niteliğini belirtmek için "zamanaşımına uğrar" ifadesini "düşer" olarak değiştirmiştir. Gerekçenin zamanaşımından söz etmesi bu nedenledir.
Gerekçe, beş yıllık üst sürenin tenkis davasına ilişkin TMK m. 571 ile uyum için seçildiğini belirtir. Bugünkü TMK m. 571'de ise tenkis davası için üst süre on yıldır.
Üçüncü fıkraya göre bu davaya, yukarıdaki fıkralar ve yetki kuralları dışında, mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümler kıyasen uygulanır. Yetki konusunda tenkis davasına ilişkin kurallar uygulanmaz.