TMK Madde 237 – Genel olarak
TMK Madde 237 metni
Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye / Artık değere katılma / Sözleşmeye göre / Genel olarak
Madde 237
Artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esas kabul edilebilir.
Bu tür anlaşmalar, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 237 gerekçesi
Madde İsviçre Medenî Kanununun 216 ncı maddesini karşılamaktadır.
Maddenin birinci fıkrası, eşlere artık değerin paylaştırılması hususunda mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esasın kabul edilmesi olanağını tanımıştır. Bunun sonucu olarak eşler yarı yarıya paylaşım yerine başka oranlar kabul edebileceklerdir.
Edinilmiş malların önemli bir bölümünü eşlerden birisinin malvarlığındaki artışın oluşturması ve mal rejimi sözleşmesiyle bunun tamamının sağ kalan eşe kalmasının öngörülmesi hâlinde, ölen eşin mirasçılarının bundan zarar görecekleri tabiîdir. Bu nedenle maddenin ikinci fıkrası bu tür anlaşmaların, eşlerin müşterek olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını ihlâl edemeyeceğini öngörmektedir. Bu hükümle eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle, ortak olmayan çocukların saklı paylarını ihlâl edecek çözümler getirmeleri önlenmek istenmiştir.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Madde, eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle artık değerin yarı yarıya paylaşılması kuralından ayrılabileceklerini ve bu serbestliğin sınırını düzenler.
Kanuna göre her eş diğerinin artık değerinin yarısını alır (TMK m. 236). Eşler, noterde yapacakları bir mal rejimi sözleşmesiyle (TMK m. 205) farklı bir oran kabul edebilir. Örneğin artık değerin tamamının sağ kalan eşe kalmasını veya paylaşmanın üçte bir, üçte iki oranında yapılmasını kararlaştırabilirler. Eşler bu sözleşmeyle rejimi değiştirmiş olmaz; edinilmiş mallara katılma devam eder, yalnız paylaşma oranı değişir.
İkinci fıkra bu serbestliğe bir sınır koyar. Böyle bir anlaşma, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoyunun saklı paylarını zedeleyemez. Saklı pay, mirasbırakanın vasiyetname gibi tasarruflarıyla belirli yakınlarının elinden alamayacağı asgari miras payıdır (TMK m. 506). Artık değerin tamamı sağ kalan eşe bırakılırsa ölen eşin terekesi küçülür. Ortak çocuklar bu değere ileride sağ kalan ebeveynlerinden miras yoluyla ulaşabilir. Ölen eşin önceki evliliğinden olan çocukları için ise böyle bir imkân yoktur; madde onları korur. Saklı payı zedelenen mirasçının başvuracağı yol tenkis davasıdır (TMK m. 560).
Sözleşmedeki farklı paylaşma esası, evliliğin boşanma veya iptal kararıyla sona ermesi ya da mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilmesi hâlinde ancak sözleşmede bu hâller için de açıkça öngörülmüşse uygulanır (TMK m. 238).