TMK Madde 236 – Kanuna göre
TMK Madde 236 metni
Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye / Artık değere katılma / Kanuna göre
Madde 236
Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.
Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 236 gerekçesi
Madde İsviçre Medenî Kanununun 215 inci maddesini karşılamaktadır.
Maddenin birinci fıkrası, her eşin diğer eşe ait artık değerin yarısı oranında hak sahibi olduğunu hükme bağlamıştır. Mal rejiminin eşlerden birinin ölmesiyle sona ermesi hâlinde maddede bu istem hakkının ölen eşin mirasçılarına ait olduğu ifade edilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrası, tasfiye sonunda eşlerin birbirinden alacakları bulunması hâlinde, artık değere ilişkin alacak ile bu alacakların takas edilebileceğini öngörmüştür.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Madde, edinilmiş mallara katılma rejimi sona erdiğinde her eşin veya mirasçılarının diğer eşin artık değerinin yarısını alacağını ve karşılıklı alacakların takas edileceğini düzenler.
Bu hak katılma alacağı olarak adlandırılır. Artık değer, eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar düşüldükten sonra kalan net tutardır (TMK m. 231). Kişisel mallar bu hesaba girmez. Katılma alacağı bir para alacağıdır; eş, diğer eşin belirli bir malı üzerinde pay sahibi olmaz. Alacağın bir mal verilerek ödenmesi ise TMK m. 239'a göre mümkündür.
İki eşin de artık değeri varsa alacaklar takas edilir ve yalnız aradaki fark ödenir. Örneğin eşlerden birinin artık değeri 800.000 lira, diğerininki 200.000 lira ise birincisi 400.000 lira, ikincisi 100.000 lira borçludur. Takas sonunda artık değeri yüksek olan eş diğerine 300.000 lira öder.
Mal rejimi ölümle sona ermişse ölen eşin katılma alacağı mirasçılarına geçer; sağ kalan eş de ölen eşin artık değerinin yarısını terekeden ister. Bu alacak sağ kalan eşin miras payından ayrıdır. Önce mal rejimi tasfiye edilir, ardından kalan tereke mirasçılar arasında paylaşılır.
İkinci fıkra, boşanma zina (TMK m. 161) veya hayata kast (TMK m. 162) sebebine dayanıyorsa hâkime, kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete uygun olarak azaltma veya tamamen kaldırma yetkisi verir. Bu yetki yalnız bu iki sebep için öngörülmüştür; evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi diğer boşanma sebeplerinde uygulanmaz. Bu fıkra hükümet tasarısında yoktu; TBMM Adalet Komisyonunda eklenmiştir. Gerekçe tasarının ilk metnine ait olduğundan bu fıkrayı açıklamaz; gerekçede "ikinci fıkra" diye anılan takas kuralı bugün birinci fıkranın ikinci cümlesidir.
TMK 1/1/2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce evlenmiş eşler için edinilmiş mallara katılma rejimi o tarihten itibaren uygulanır; daha önceki dönem için eski Kanunun yasal rejimi olan mal ayrılığı geçerlidir (4722 sayılı Kanun m. 10).
Yabancı unsurlu evliliklerde mal rejimine uygulanacak hukuk MÖHUK m. 15'e göre belirlenir. Eşler hukuk seçimi yapmamışsa evlenme anındaki ortak millî hukukları, bu yoksa evlenme anındaki ortak mutad meskenlerinin, yani fiilen yerleşik olarak yaşadıkları yerin hukuku uygulanır. Türkiye'deki taşınmazların tasfiyesinde ise Türk hukuku uygulanır (MÖHUK m. 15/2).