TMK Madde 226 – Genel olarak
TMK Madde 226 metni
Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye / Malların geri alınması ve borçlar / Genel olarak
Madde 226
Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.
Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.
Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 226 gerekçesi
Madde İsviçre Medenî Kanununun 205 inci maddesini karşılamaktadır.
Maddenin birinci fıkrası her eşe, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, diğer eşin zilyetliğinde bulunan mallarını geri alma hakkını tanımıştır. Aslında her eş gerek kişisel, gerek edinilmiş bütün malvarlığı üzerinde evlilik süresince mülkiyet hakkını muhafaza ettiğinden, kendi mallarından yararlanma veya yönetim amacıyla diğer eşe bıraktığı mallarını geri alacaktır.
İkinci fıkrada eşlerin paylı mülkiyetinde bulunan bir malın belli koşullar altında taksim edilmeden eşlerden birine verilmesi öngörülmüştür. Buna göre daha üstün bir yarar sahibi olduğunu kanıtlayan ve diğer eşin payını ödeyen eş, taksimi önleyebilecek, paylı mülkün kendisine verilmesini sağlayabilecektir.
Üçüncü fıkrada, eşlerin karşılıklı borçlarını tasfiye etmek için kendi aralarında düzenleme yapabilecekleri kabul edilmiştir.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Madde, edinilmiş mallara katılma rejimi sona erdiğinde tasfiyenin ilk adımını düzenler: her eş diğerinde bulunan mallarını geri alır, paylı mallar ve karşılıklı borçlar çözülür.
Edinilmiş mallara katılma, eşler mal rejimi sözleşmesiyle başka bir rejim seçmedikçe uygulanan yasal mal rejimidir (TMK m. 202). Bu rejimde evlilik boyunca her eş kendi mallarının sahibi olarak kalır; eşler arasında ortak bir mal kitlesi oluşmaz. Rejim ölüm, başka bir rejimin seçilmesi, boşanma, evliliğin iptali veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçişle sona erer (TMK m. 225). Bunun ardından tasfiye yapılır.
Birinci fıkra bu mülkiyet ayrılığının sonucudur. Eşlerden birinin malı, örneğin kullanması için bıraktığı bir araç veya ziynet eşyası diğer eşin elindeyse, sahibi onu geri alır. Bu istem bir alacağa değil, mülkiyete dayanır.
İkinci fıkra paylı mülkiyetteki mallar içindir. Paylı mülkiyet, bir malın birden çok kişiye belirli paylarla, örneğin yarı yarıya ait olmasıdır. Tapuda iki eş adına kayıtlı bir daire buna örnektir. Böyle bir malda eşlerden biri, malın kendisine verilmesinde daha üstün bir yararı olduğunu ispatlar ve diğer eşin payının karşılığını öderse malın bölünmeden kendisine bırakılmasını isteyebilir. Bu imkân, ortaklığın giderilmesi davası gibi kanundaki diğer yolların yanında ek bir seçenektir.
Üçüncü fıkraya göre eşler aralarındaki borç ve alacakları, örneğin birbirlerine verdikleri ödünçleri, tasfiye sırasında kendi aralarında düzenleyebilir.
Tasfiyenin sonraki aşamaları şunlardır: kişisel mallar ile edinilmiş malların ayrılması ve artık değerin hesabı (TMK m. 228–231), değerin belirlenmesi (TMK m. 232–235), artık değere katılma (TMK m. 236–238), ödeme (TMK m. 239–241). Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda yetkili mahkeme TMK m. 214'te gösterilmiştir.