TMK Madde 15 – Ayırt etme gücünün bulunmaması
TMK Madde 15 metni
Genel olarak / Fiil ehliyetsizliği / Ayırt etme gücünün bulunmaması
Madde 15
Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 15 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 15 inci maddesini karşılamaktadır.
Maddenin kenar başlığı terim birliğini sağlamak üzere "Ayırt etme gücünün bulunmaması" şeklinde değiştirilmiştir. Yürürlükteki Kanunda iki fıkra hâlinde düzenlenmiş olan madde tek fıkra hâline getirilmiştir. Madde ayırt etme gücüne sahip olmayan kişinin tasarruflarının değil, fiillerinin hukukî sonuç doğurmadığını ifade etmek üzere yeniden kaleme alınmıştır. Gerçekten de ayırt etme gücüne sahip olmayan kişilerin hukukî sonuç doğurmayan fiilleri sadece tasarruf işlemleri olmayıp, bu nitelikte olmayan bütün diğer fiilleridir. Maddede bunun kanunlarda öngörülen ayrık durumların saklı olduğu ifade edilmiştir.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Madde, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin fiillerinin, kanunda gösterilen istisnalar dışında hukuki sonuç doğurmayacağını düzenler.
Ayırt etme gücü bulunmayan kişi (TMK m. 13) tam ehliyetsizdir. Yaptığı sözleşme, verdiği vekâlet, düzenlediği vasiyetname veya yaptığı bağış kural olarak geçersizdir. Bu geçersizlik kesindir; yasal temsilcinin sonradan onay vermesi işlemi geçerli hâle getirmez. Karşı tarafın iyiniyetli olması da sonucu değiştirmez. Ehliyetsiz kişiyle işlem yapan kişi, onun ayırt etme gücünden yoksun olduğunu bilmediğini ileri sürerek işlemin geçerli sayılmasını isteyemez.
Gerekçe, maddenin "tasarruflar" yerine "fiiller" ifadesini kullandığını özellikle vurgular. Böylece kural yalnız hukuki işlemleri değil, kişinin bütün fiillerini kapsar. Bu nedenle ayırt etme gücü olmayan kişi kural olarak haksız fiillerinden de sorumlu tutulamaz.
Kanunda gösterilen istisnalar saklıdır. Örneğin hâkim, hakkaniyet gerektiriyorsa ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın tamamen veya kısmen giderilmesine karar verebilir (TBK m. 65). Buna hakkaniyet sorumluluğu denir.
Ayırt etme gücünün bulunmadığı, işlemin yapıldığı an için ispat edilmelidir. Bu iddia, örneğin ileri yaşta veya ağır hastalık sırasında düzenlenen bir vasiyetnamenin ya da yapılan bir taşınmaz satışının geçersizliğini ileri sürmek için açılan davalarda gündeme gelir. Böyle davalarda kişinin işlem tarihindeki sağlık durumu, hastane kayıtları ve bilirkişi incelemesiyle araştırılır.