MÖHUK Madde 47 – Yetki anlaşması ve sınırları

MÖHUK Madde 47 metni

Yetki anlaşması ve sınırları

Madde 47

(1) Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür.

(2) 44, 45 ve 46 ncı maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisi tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez.

Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.

MÖHUK Madde 47 gerekçesi

2675 sayılı Kanunun 31 inci maddesini kısmen karşılamaktadır.

2675 sayılı Kanunun 31 inci maddesi hükmünde, esas itibariyle bir değişiklik yapılmamış, madde daha anlaşılır bir hâle getirilmek için yeniden düzenlenmiştir. İlk cümlede bulunup fonksiyonu ve yararı belirlenemeyen ve açıklanamayan "kamu düzeni" kavramının madde metninden çıkarılmasının doğru olacağı düşünülerek, "kamu düzeni veya" ibaresi kaldırılmıştır.

Birinci fıkraya ilk cümleyi takip eden yeni bir cümle eklenerek yetki anlaşmasının "şekli" konusunda açıklayıcı bir hüküm getirilmiştir. Mevcut maddede şekle ait açıklık yer almadığından, "şekil" konusu tereddütlere sebebiyet vermekte idi. Getirilen hükümle, yetki anlaşmasının her türlü yazılı delille ispat edilebileceği, daha genel bir ifadeyle içeriğinin tespitine imkân verecek herhangi bir iletişim aracı ile yapılabileceği hususu açıklığa kavuşturulmuştur. Böylece bu cümleyle, milletlerarası uygulamadaki mevcut gelişmeleri de dikkate alan bir düzenleme, madde hükmüne dâhil edilmiştir.

Üçüncü cümle hâline gelen, 2675 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin ikinci cümlesi açık bir şekilde, seçilen yabancı mahkemenin münhasır bir yetki kazanacağını ifade etmekteydi. Buna rağmen, uygulamada taraflar arasında yapılan yetki anlaşmasıyla seçilen mahkemenin münhasır bir yetki kazanması konusunda farklı kararların çıktığı görülmüştür. Seçilen mahkemenin münhasır bir yetki tesis edeceği hükmünü daha net ve kesin olarak ifade etmek amacıyla, ikinci cümlenin yapısı değiştirilmiştir. Bu yeni ifade şekliyle, mevcut bir yetki anlaşması varsa, seçilen yabancı mahkeme kendisini yetkisiz görmedikçe veya davayı görmekten kaçınmadıkça, yetkili Türk mahkemesinde dava açılamayacağı, açıldığı takdirde yetkisizlik itirazı ile karşılaşılabileceğinin ifade edildiği hükmün artık farklı bir şekilde yorumlanmasının mümkün olmadığı düşünülmektedir. Ayrıca, yetki sözleşmesinin varlığına rağmen, Türk mahkemesinde açılan bir davada, davalı tarafın yetki itirazında bulunmaması hâlinde Türk mahkemesinin davayı görebileceği de, doğabilecek tereddütleri önlemek amacıyla, cümleye eklenmiştir.

Yetki anlaşmalarında zayıf durumda bulunan tarafın korunması maksadıyla maddeye ikinci fıkra eklenmiştir. Bu fıkra hükmü ile, ekonomik yönden güçlü olan taraf karşısında zayıf durumda bulunan tarafın, iş sözleşmelerinde işçinin, tüketici sözleşmelerinde tüketicinin ve sigorta akitlerinde sigorta ettiren ile sigorta edilen ve sigortadan istifade edecek kişilerin 43 üncü, 44 üncü ve 45 inci maddelerde gösterilen mahkemelerin yetkisinden yoksun bırakılmaması için, anılan mahkemelerin yetkisinin, yetki anlaşmaları ile bertaraf edilmesi önlenmiştir.

Kaynak: Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 23. Dönem, S. Sayısı 47, tasarının 46. maddesi. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen 2675 sayılı Kanun, bu Kanundan önce yürürlükte olan 1982 tarihli Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanundur; gerekçedeki madde numaraları tasarıya aittir.

Açıklama

Bu madde, taraflar arasındaki bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştıran yetki anlaşmalarını ve bunların sınırlarını düzenler.

Yabancı mahkemeyi yetkili kılan bir anlaşmanın geçerli olması için şu şartlar aranır:

  • Türk hukukunda uyuşmazlık için kesin (münhasır) bir yetki kuralı bulunmamalıdır. Örneğin taşınmaz üzerindeki aynî haklara ilişkin davalar taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülmek zorunda olduğundan, bunlar için yabancı mahkeme seçilemez.
  • Uyuşmazlık yabancılık unsuru taşımalıdır.
  • Uyuşmazlık borç ilişkilerinden, örneğin bir sözleşmeden doğmalıdır. Boşanma veya velayet gibi aile hukuku uyuşmazlıkları için bu madde uyarınca yetki anlaşması yapılamaz.
  • Anlaşma yazılı delille ispat edilebilmelidir. Gerekçeye göre anlaşma, içeriğinin tespitine imkân veren herhangi bir iletişim aracıyla yapılabilir.

Geçerli bir yetki anlaşması varsa seçilen yabancı mahkeme münhasıran yetkili olur. Dava Türk mahkemesinde ancak iki durumda görülebilir: yabancı mahkeme kendisini yetkisiz sayarsa veya Türk mahkemesinde açılan davada davalı yetki itirazında bulunmazsa.

İkinci fıkra zayıf tarafı korur. İş sözleşmelerinde işçi (MÖHUK m. 44), tüketici sözleşmelerinde tüketici (MÖHUK m. 45), sigorta sözleşmelerinde sigorta ettiren, sigortalı ve lehdar (MÖHUK m. 46) lehine öngörülen mahkemelerin yetkisi, yetki anlaşmasıyla ortadan kaldırılamaz. Örneğin yurt dışındaki bir şirketin genel sözleşme şartlarına koyduğu ve yalnızca kendi ülkesinin mahkemelerini yetkili kılan bir hüküm, Türkiye'de yaşayan tüketicinin burada dava açmasını engellemez.

Gerekçede belirtildiği gibi eski Kanunda yer alan "kamu düzeni" ölçütü metinden çıkarılmıştır.

Görüşme randevusu

Görüşmeler online görüntülü, telefonla veya Düsseldorf’ta yüz yüze yapılabilir. Saatler Almanya ve Türkiye saatiyle birlikte gösterilir.

Randevu al
  1. Görüşme türünü ve konuyu seçin
  2. Uygun bir tarih ve saat belirleyin
  3. Bilgilerinizi iletin; onay e-posta ile bildirilir