MÖHUK Madde 30 – Temsil yetkisi
MÖHUK Madde 30 metni
Temsil yetkisi
Madde 30
(1) Temsilci ile temsil olunan arasındaki hukukî ilişkiden doğan temsil yetkisi, aralarındaki sözleşmeden doğan ilişkiye uygulanan hukuka tâbidir.
(2) Temsilcinin bir fiilinin, temsil olunanı üçüncü kişiye karşı taahhüt altına sokabilmesi için aranan şartlara temsilcinin işyeri hukuku uygulanır. Temsilcinin işyeri bulunmadığı veya üçüncü kişi tarafından bilinemediği veya yetkinin işyeri dışında kullanıldığı durumlarda temsil yetkisi, yetkinin fiilen kullanıldığı ülke hukukuna tâbidir. Yetkisiz temsilde, temsilci ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye de bu fıkra hükmü uygulanır.
(3) Temsilci ile temsil olunan arasında hizmet ilişkisi varsa ve temsilcinin bağımsız bir işyeri yoksa temsil yetkisi, temsil olunanın işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
MÖHUK Madde 30 gerekçesi
2675 sayılı Kanunda yer verilmeyen "Temsil yetkisi" başlıklı yeni bir maddedir.
Milletlerarası özel hukukta, iradî temsil ilişkisinde yer alan üçlü ilişkideki tüm menfaatleri dengeleyen objektif bir bağlama kuralına her zaman ihtiyaç duyulmuştur. Tasarının 29 uncu maddesi bu ihtiyacı karşılamak için düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında, temel ilişki veya temel sözleşme diye adlandırılan, temsil olunanla temsilci arasındaki temsil yetkisine, taraflar arasındaki ilişkinin tâbi olduğu hukukun uygulanması kabul edilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında, temsilcinin bir işleminin temsil olunanı, üçüncü kişiye karşı taahhüt altına sokabilmesinin şartları, başka bir ifade ile doğrudan temsilde, temsilciyle üçüncü kişi arasındaki ilişki ele alınmıştır. Bu ilişkide, temsilcinin kendisine temsil olunan tarafından verilen yetkiyi kullanması sonucu üçüncü kişi ile temsilci arasında sözleşmeden doğan bir borç ilişkisi meydana gelmiştir. Ancak temsil ilişkisinin niteliği gereği bu ilişkinin sonuçları temsil olunanı bağlamaktadır. İşte bu sonucun ortaya çıkabilmesinin temel şartı niteliğinde olan temsil yetkisine, temsilci ile üçüncü kişi arasında kurulan ve esas ilişki denilen sözleşmeden bağımsız olan ve ilişkide yer alan bütün menfaatleri dengede tutan bir bağlama kriterinin uygulanması gereklidir. Bu nedenle temsil yetkisine, üçlü ilişkideki tüm tarafların bilebileceği "temsilcinin işyeri" hukukunun uygulanması esası kabul edilmiştir. Ancak, temsilcinin işyerinin bulunmaması veya bu yerin üçüncü kişilerce bilinmemesi hâli ile temsilcinin işyeri dışında yetkisini kullanması durumunda "yetkinin fiilen kullanıldığı yer" hukukunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasındaki bağlama kuralının yetkisiz temsil veya yetkiyi aşan temsil ilişkisinde de, daha açık bir ifadeyle temsilci ile üçüncü kişi arasında çıkması olası sorunlara da uygulanacağı hüküm altına alınarak hem boşluk bırakılmamış hem de bu konuda ortaya çıkabilecek tereddütler önlenmiştir.
Maddenin üçüncü fıkrasında temsilci ile temsil olunan arasında hizmet ilişkisinin varlığı ve buna ek olarak temsilcinin bağımsız bir işyerinin bulunmaması hâli için bir istisna getirilerek temsil olunanın işyeri hukukunun uygulanacağı hükmü öngörülmüştür. Bu hüküm oluşturulurken, üçüncü kişilerin temsilci ile temsil olunan arasındaki hizmet ilişkisi konusunda bilgi edinebilecekleri kanısını güçlendirecek bazı şartların varlığına ihtiyaç duyulmuş ve maddeye bu unsurlar konularak temsil ilişkisinde menfaatler dengesinin bozulmaması sağlanmıştır.
Kaynak: Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 23. Dönem, S. Sayısı 47, tasarının 29. maddesi. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen 2675 sayılı Kanun, bu Kanundan önce yürürlükte olan 1982 tarihli Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanundur; gerekçedeki madde numaraları tasarıya aittir.
Açıklama
Bu madde, bir kişinin başkası adına işlem yapma yetkisine, yani temsil yetkisine hangi hukukun uygulanacağını düzenler. Temsilde üç taraf vardır: yetkiyi veren temsil olunan, temsilci ve temsilcinin işlem yaptığı üçüncü kişi. Madde bu ilişkileri birbirinden ayırır.
Birinci fıkra, temsil olunan ile temsilci arasındaki iç ilişkiyi düzenler. Temsil yetkisi aralarındaki bir sözleşmeden, örneğin vekâlet veya hizmet sözleşmesinden doğuyorsa, bu ilişkide yetkiye o sözleşmeye uygulanan hukuk uygulanır.
İkinci fıkra, temsilcinin işleminin temsil olunanı üçüncü kişiye karşı bağlayıp bağlamadığını düzenler. Burada esas, temsilcinin işyerinin bulunduğu ülkenin hukukudur; çünkü bu yeri üç taraf da bilebilir. Temsilcinin işyeri yoksa, işyeri üçüncü kişi tarafından bilinemiyorsa veya temsilci yetkisini işyeri dışında kullanmışsa, yetkinin fiilen kullanıldığı ülkenin hukuku uygulanır. Yetkisiz temsilde temsilci ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye de aynı kural uygulanır.
Üçüncü fıkraya göre temsilci temsil olunanın yanında hizmet ilişkisiyle çalışıyor ve bağımsız bir işyeri bulunmuyorsa, temsil olunanın işyerinin bulunduğu ülkenin hukuku uygulanır. Bir şirket çalışanının şirket adına yaptığı işlemler buna örnektir.
Yurt dışında yaşayanların Türkiye'deki bir yakınına vekâletname vererek işlem yaptırması sık görülür. Vekil işyeri olmayan bir özel kişiyse, yetki Türkiye'de kullanıldığından vekilin işlemlerinin vekâlet vereni bağlayıp bağlamadığı kural olarak Türk hukukuna göre değerlendirilir. Vekâletnamenin şekli ise MÖHUK m. 7'ye ve yapılacak işlem için Türk mevzuatında aranan şekil şartlarına tabidir.