TMK Madde 988 – Emin sıfatıyla zilyetten edinme bakımından
TMK Madde 988 metni
Zilyetliğin hükümleri / Zilyetlik dolayısıyla hakkın korunması / Tasarruf yetkisi ve taşınır davası / Emin sıfatıyla zilyetten edinme bakımından
Madde 988
Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı aynî hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 988 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 901 inci maddesini karşılamaktadır.
Yürürlükteki maddenin konu başlığında yer alan "İstihkak davası" deyimi mülkiyete dayanan istihkak davası ile karıştırılmaya elverişli bulunmaktadır. Bu nedenle öğretide bu davaya "menkul davası" adı verilmiştir. Buna uygun olarak maddenin konu başlığında "taşınır davası" ifadesine de yer verilmiştir.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Madde, bir taşınırı emin sıfatıyla elinde bulunduran kişiden iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı aynî hak edinen kişinin, zilyedin tasarruf yetkisi olmasa bile korunmasını düzenler.
Emin sıfatıyla zilyet, bir taşınırı malikin rızasıyla, geri vermek üzere elinde bulunduran kişidir. Kiracı, ödünç alan, eşyayı saklamak için alan veya tamir için alan kişi böyledir. Bu kişiler şeyin maliki değildir ve onu satma ya da rehnetme yetkileri yoktur.
Böyle bir kişi şeyi yine de başkasına satar veya rehnederse, edinen kişi iyiniyetliyse kazandığı hak korunur. Edinen kişi mülkiyeti veya rehin gibi bir sınırlı aynî hakkı kazanır; gerçek malik ondan şeyi geri isteyemez. İyiniyet, edinenin zilyedin yetkisiz olduğunu bilmemesi ve bilmesi de gerekmemesidir. Durumun gerektirdiği özeni göstermeyen kişi iyiniyet iddiasında bulunamaz (TMK m. 3). TMK m. 763/2 de taşınır mülkiyetinin iyiniyetle kazanılmasını, zilyetlik hükümlerine göre korunduğu hâllere bağlar.
Kanunun bu tercihi şu düşünceye dayanır: malik şeyi güvenip başkasına bırakmıştır; bu güvenin kötüye kullanılmasının riskini, şeyin kime ait olduğunu bilemeyecek durumdaki iyiniyetli üçüncü kişi değil, malik taşımalıdır. Malik ise zararını şeyi yetkisizce elden çıkaran eminden isteyebilir.
Şey malikin rızası dışında elinden çıkmışsa, örneğin çalınmış veya kaybolmuşsa, durum farklıdır (TMK m. 989).
Gerekçe, eski kenar başlığındaki "istihkak davası" deyiminin mülkiyete dayanan davayla karıştırılmaması için "taşınır davası" ifadesinin kullanıldığını belirtir.