TMK Madde 637 – Koşulları
TMK Madde 637 metni
Koşulları
Madde 637
Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.
Bu davada hâkim, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer.
Hâkim, davacının istemi üzerine hakkın korunması için davalının güvence göstermesi veya tapu kütüğüne şerh verilmesi gibi gerekli her türlü önlemi alır.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 637 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 577 nci maddesini karşılamaktadır.
Yürürlükteki metnin ikinci ve üçüncü cümleleri üçüncü fıkra hâline dönüştürülmüş ve ayrıca metne yeni ikinci fıkra eklenmiştir.
Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasındaki "racih bir hakka malik olduğuna zahip olan kimse" ifadesi yerine "mirasçılıktaki üstün hakkını" ifadesi kullanılmıştır. Bunun yerine maddeye eklenen yeni ikinci fıkra ile davacının üstün hak sahibi olduğunu iddia etmesi hâllerini de içine alacak şekilde hâkimin, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözmesi esası kabul edilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasıyla getirilen yeni hükme benzer hüküm 3402 sayılı Kadastro Kanununun 25 inci maddesinde de yer almaktadır. Bu yeni hüküm ile usul ekonomisi sağlanmak istenmiştir. Hâkimin miras sebebiyle istihkak davası vesilesiyle mirasçılık sıfatı tartışmalı ise, öncelikle bunu da çözmesi düşünülmüştür.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Gerçek mirasçının, terekeyi veya tereke mallarını elinde tutan kişiye karşı mirasçılıktaki üstün hakkına dayanarak açacağı miras sebebiyle istihkak davasını düzenler.
Bu dava, mirasçı olmadığı hâlde terekeye el koymuş ya da mirasçı olsa bile hakkından fazlasını almış kişiye karşı açılır. Davalı çoğu zaman kendisini mirasçı sanan veya kendisini mirasçı gösteren bir belgeye dayanan kişidir. Örneğin mirasçılık belgesinde adı geçmeyen bir çocuk, belgeye dayanarak taşınmazları kendi adlarına intikal ettiren diğer akrabalara karşı bu davayı açabilir.
Davanın özelliği, davacının bir malın maliki olduğunu değil, mirasçı olduğunu ve mirasçılık bakımından davalıdan daha üstün hakka sahip bulunduğunu ispat etmesidir. Sıradan istihkak davasında (TMK m. 683) ise davacı malın maliki olduğunu ispat eder. Yasal mirasçı da, vasiyetnameyle atanmış mirasçı da bu davayı açabilir.
İkinci fıkraya göre hâkim, davada ortaya çıkan mirasçılık sıfatına ilişkin uyuşmazlıkları da çözer. Taraflar bunun için ayrı bir dava açmak zorunda kalmaz. Gerekçe bu hükmün usul ekonomisi için getirildiğini belirtir.
Davanın sürdüğü sırada malların elden çıkarılması tehlikesine karşı hâkim, davacının istemi üzerine gerekli önlemleri alır. Davalının güvence göstermesine veya tapu kütüğüne dava hakkında şerh verilmesine karar verilebilir. Tapuya verilen şerh, taşınmazı sonradan edinecek kişilerin davadan haberdar olmasını sağlar.
Davanın sonuçları TMK m. 638'de, zamanaşımı süreleri TMK m. 639'da düzenlenmiştir.
Yurt dışında doğmuş ve doğumu Türk nüfus kütüğüne işlenmemiş çocuklar, nüfus kayıtlarına göre düzenlenen mirasçılık belgesinde görünmeyebilir. Bu kişiler önce kayıtlarını düzelttirip mirasçılıklarını ortaya koymalı, tereke mallarını başkaları almışsa bu davayla geri istemelidir.