TMK Madde 610 – Ret hakkının düşmesi
TMK Madde 610 metni
Ret / Ret hakkının düşmesi
Madde 610
Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.
Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez.
Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 610 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 550 nci maddesini karşılamaktadır.
Yürürlükteki maddenin kenar başlığındaki "mahrumiyet" sözcüğü mirastan yoksun olma ile karıştırılabileceği için, onun yerine "düşme" sözcüğü tercih edilmiştir.
Madde İsviçre Medenî Kanununun 571 inci maddesinde olduğu gibi iki fıkra hâline getirilmiş, ayrıca maddeye yeni bir üçüncü fıkra eklenmiştir.
Maddeye üçüncü fıkranın eklenmesi zorunlu görülmüştür. Bir mirasçı mirası ret için kanun tarafından kendisine tanınmış olan üç aylık süre içinde, herhangi bir zamanaşımını veya bir hak düşümü süresini kesmek için dava açmak zorunluğuyla karşı karşıya kalabilir. Eğer bu nokta göz önüne alınmazsa, dolmak üzere bulunan zamanaşımı süresini kesmek için dava açmak zorunda kalan bir mirasçının artık mirası ret hakkını kullanamayacağı sonucuna varmak gerekecektir. Zira böyle bir dava o kimsenin mirasçı sıfatıyla tereke işlerine el atması sayılacaktır. Oysa mirasçı bu davayı açmasa, zamanaşımı süresi dolacak ve terekeye ait bir hak kaybolacaktır. Böyle bir durumda, mirasçı gayet güç bir durum içerisine girecek, yani dolmak üzere bulunan zamanaşımını kesmek için dava açsa mirası ret hakkı düşecek, açmasa terekedeki bir hak kaybolacaktır. Bu gibi adaletsiz sonuçlara meydan vermemek için bu maddeye üçüncü fıkra eklenmiş, zamanaşımı veya hak düşümü sürelerini kesmek için açılacak dava ve yapılacak icra takibi işlemlerinin ret hakkını kullanmaya engel olmayacağı düzenlenmiştir.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Mirasçının mirası reddetme hakkını hangi hâllerde kaybettiğini ve hangi işlemlerin bu hakkı ortadan kaldırmadığını düzenler.
Birinci fıkraya göre yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Kayıtsız şartsız kazanma, mirasçının terekeyle birlikte mirasbırakanın borçlarından kendi malvarlığıyla da sorumlu olması demektir. Ret süresi üç aydır (TMK m. 606).
İkinci fıkra, süre dolmadan ret hakkını ortadan kaldıran davranışları sayar. Mirasçı şu hâllerde mirası reddedemez:
- mirasçı sıfatıyla tereke işlerine karışmış ve terekenin olağan yönetimini ya da mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanı aşan işler yapmışsa,
- tereke mallarını gizlemişse,
- tereke mallarını kendisine maletmişse, yani kendi malı gibi sahiplenmişse.
Tereke mallarının satılması, bağışlanması veya mirasbırakanın hesabındaki paranın kişisel ihtiyaçlar için harcanması bu tür davranışlara örnek olabilir. Bu davranışlar mirasçının mirası benimsediğini gösterir; bundan sonra yapılan ret beyanı sonuç doğurmaz. Buna karşılık terekenin olağan yönetimi niteliğindeki işler, örneğin bozulacak malların korunması, ret hakkını etkilemez.
Üçüncü fıkra, gerekçede ayrıntılı olarak açıklanan bir sorunu çözer. Terekeye ait bir alacak zamanaşımına uğramak üzereyse veya bir hak düşürücü süre dolmak üzereyse, mirasçı hakkın kaybolmaması için dava açmak ya da icra takibi yapmak zorunda kalabilir. Kanun, bu amaçla açılan dava ve yapılan takibin ret hakkını ortadan kaldırmadığını açıkça belirtir. Böylece mirasçı hem terekedeki hakkı korur hem de ret hakkını saklı tutar.
Gerekçeye göre kenar başlıktaki eski "mahrumiyet" sözcüğü, mirastan yoksunlukla karıştırılabileceği için "düşme" olarak değiştirilmiştir.
Yurt dışında yaşayan mirasçıların ölümden sonra Türkiye'deki hesaplardan para çekmesi veya tereke mallarını kullanmaya ya da devretmeye başlaması ret hakkının kaybına yol açabilir. Mirası reddetmeyi düşünen mirasçının bu tür işlemlerden kaçınması gerekir.