TMK Madde 29 – İspat yükü
TMK Madde 29 metni
Kişiliğin başlangıcı ve sonu / Sağ olmanın ve ölümün ispatı / İspat yükü
Madde 29
Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır.
Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 29 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 28 inci maddesini karşılamaktadır.
Maddenin "Sağlığın ve ölümün ispatı" şeklindeki konu başlığı daha anlaşılır bir ifade olarak "Sağ olmanın ve ölümün ispatı" şeklinde, "Beyyine külfeti" şeklindeki kenar başlığı, "İspat yükü" şeklinde değiştirilmiştir.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Madde, bir hakkın kullanılması için bir kişinin sağ veya ölü olduğunu ileri sürenin bunu ispat etmesi gerektiğini ve ölüm sırası belirlenemeyen kişilerin aynı anda ölmüş sayılacağını düzenler.
Birinci fıkra, TMK m. 6'daki genel ispat kuralının kişiler hukukundaki uygulamasıdır. Bir kişinin belirli bir anda sağ olduğu veya öldüğü olgusundan hak çıkaran, bu olguyu ispat eder. Örneğin mirasçı olabilmek için mirasın açıldığı anda sağ olmak gerekir; mirasçı olduğunu ileri süren kişi, mirasbırakanın ölümünde sağ olduğunu ispat etmelidir. Doğum ve ölüm kural olarak nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat edilir (TMK m. 30).
İkinci fıkra birlikte ölüm karinesini koyar. Bir trafik kazası, deprem veya yangında birden fazla kişi ölmüş ve hangisinin önce öldüğü ispat edilemiyorsa, hepsi aynı anda ölmüş sayılır. Karine, kanunun belirli bir durumda bir olgunun varlığını kabul etmesidir.
Bu kuralın sonucu miras hukukunda ortaya çıkar. Aynı anda ölmüş sayılan kişiler birbirine mirasçı olamaz; çünkü hiçbiri diğerinin ölümü anında sağ değildir. Örneğin bir kazada ölen eşlerden hangisinin önce öldüğü belirlenemezse, eşler birbirine mirasçı olmaz ve her birinin mirası kendi yasal mirasçılarına geçer. Ölüm sırası tıbbi kayıtlar veya tanık anlatımları gibi delillerle ispat edilebiliyorsa karine uygulanmaz ve miras bu sıraya göre paylaşılır.
Gerekçe, eski metindeki "sağlığın ve ölümün ispatı" başlığının "sağ olmanın ve ölümün ispatı", "beyyine külfeti" başlığının da "ispat yükü" olarak değiştirildiğini açıklar.