TMK Madde 251 – Paylaşmaya aykırı davranışlar
TMK Madde 251 metni
Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye / Aileye özgülenen mallar / Paylaşmaya aykırı davranışlar
Madde 251
Eşlerden biri, diğer eşin payını azaltmak kastıyla paylaşmadan önce bir malı karşılıksız olarak elden çıkardığı takdirde hâkim, diğer eşin alacağı denkleştirme bedelini hakkaniyete uygun olarak belirler.
Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmaların bu eşin payını azaltmak kastıyla yapıldığı varsayılır.
Bu tür kazandırmalara ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırmadan yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 251 gerekçesi
Madde, paylaştırmaya tâbi bir malın, diğer eşe intikalini önlemek üzere karşılıksız olarak elden çıkarılması hâlinde, hak sahibi eşe denkleştirme isteminde bulunma yetkisini tanımıştır. Bu hüküm hâkime, hakkaniyete uygun olarak karar verme konusunda geniş bir takdir yetkisi tanımıştır.
Böylece elden çıkarmanın, eşin paylaştırmadan elde edeceği payı azaltmak kastıyla yapılması hâlinde, parasal tazmin yolu açık tutulmuştur.
Elden çıkarma, karşılıksız olabileceği gibi, karşılığı bulunmasına rağmen, karşılıksızmış gibi muvazaalı işlem şeklinde de yapılmış olabilir.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Madde, paylaşmalı mal ayrılığında bir eşin, diğer eşin payını azaltmak için paylaşmaya girecek bir malı karşılıksız elden çıkarması hâlinde diğer eşin nasıl korunacağını düzenler.
Bu rejimde evlilik sürerken her eş kendi mallarında serbestçe tasarruf eder (TMK m. 244). Bu serbestlik, rejimin sona ermesi yaklaşırken aileye özgülenmiş malları bağışlayarak diğer eşin payını boşaltmak için kullanılabilir. Madde bunu önler.
Birinci fıkraya göre eşlerden biri, diğer eşin payını azaltmak kastıyla paylaşmadan önce bir malı karşılıksız olarak elden çıkarırsa, hâkim diğer eşe ödenecek denkleştirme bedelini hakkaniyete uygun olarak belirler. Malın kendisi geri getirilmez; diğer eş parayla tazmin edilir. Gerekçeye göre görünüşte bedelli olup gerçekte karşılıksız olan işlemler de bu kapsamdadır. Bunlara muvazaalı işlem denir; tarafların gerçek iradelerini gizleyerek görünüşte başka bir işlem yapmalarıdır. Bağışın satış gibi gösterilmesi tipik örnektir.
İkinci fıkra kastın ispatını kolaylaştırır. Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası olmadan ve olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalarda, bunların diğer eşin payını azaltmak kastıyla yapıldığı varsayılır. Bu durumda diğer eşin ayrıca kastı ispat etmesi gerekmez.
Üçüncü fıkraya göre bu tür kazandırmalara ilişkin davada verilen karar, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiye karşı da ileri sürülebilir.
İkinci ve üçüncü fıkralar hükümet tasarısında yoktu; TBMM Adalet Komisyonu bunları edinilmiş mallara katılmaya ilişkin TMK m. 229 ile paralellik sağlamak için eklemiştir. Gerekçe tasarının ilk metnine ait olduğundan yalnız birinci fıkrayı açıklar.