TMK Madde 181 – Miras hakları
TMK Madde 181 metni
Karar / Miras hakları
Madde 181
Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.
(Değişik ikinci fıkra: 31/3/2011-6217/19 md.) Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 181 gerekçesi
Maddenin birinci fıkrası yürürlükteki 146 ncı maddenin ikinci fıkrasını karşılamaktadır. Bu fıkraya eşlerin boşanma hâlinde ölüme bağlı tasarruflardan doğan hakları da kaybetmesi, yapılan ölüme bağlı tasarrufta bunun aksinin kararlaştırılmamış olması şartına bağlanmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasında, boşanma davası devam ederken, davacı eşin ölümü hâlinde, davalının buna rağmen mirasçı olabilmesi belli koşullar altında engellenmektedir. Buna göre ölen davacının mirasçılarından herhangi birisinin davayı devam ettirmesi ve davalının kusurlu olduğunun sabit olması hâlinde, davalı eş, birinci fıkra hükmünde olduğu gibi davacıya mirasçı olamayacaktır.
Davacı eşin ölümü hâlinde evlilik kendiliğinden son bulur. Bu nedenle davacının ölümüne rağmen, mirasçılardan birinin devam ettirdiği bu dava, eşlerin boşanmasına yönelik olmayacak, devam edilen davada, boşanmada davalının kusurlu olup olmadığı karara bağlanacaktır. Bir başka ifadeyle bu durumda devam edilen dava, boşanmada hangi eşin kusurlu olduğunun saptanmasına yönelik olacaktır.
Bu durum özellikle zina, hayata kast, pek kötü davranış, haysiyetsiz hayat sürme sebeplerinden biriyle açılan boşanma davasında, davacının ölümü hâlinde, bu eylemlerde bulunan kusurlu davalı eşin buna rağmen mirasçı olabilmesi konusunda haksız ve adaletsiz sonuçların doğmasına da neden olabilecektir. İşte bu haksız durumların önlenmesi amacıyla maddenin ikinci fıkrası kaleme alınmıştır.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Boşanan eşler birbirinin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış vasiyetname gibi tasarruflardan doğan haklarını da kural olarak kaybeder. Madde ayrıca boşanma davası sürerken eşlerden birinin ölmesi hâlini düzenler.
Yasal mirasçılık, ortada bir vasiyetname olmasa bile kanun gereği mirasçı olmaktır; sağ kalan eşin payı TMK m. 499'da gösterilmiştir. Boşanma kararı kesinleştikten sonra eski eşler arasında bu bağ kalmaz. Eski eş, boşanmadan önce yapılmış vasiyetname veya miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarruflarla kendisine bırakılan hakları da kaybeder. Ancak tasarruftan, mirasbırakanın bu kazandırmanın boşanmadan sonra da geçerli kalmasını istediği anlaşılıyorsa tasarruf hükmünü korur. Boşanmadan sonra yapılan yeni bir vasiyetname bu kuralın kapsamında değildir.
İkinci fıkra, dava sırasında ölüm hâlini düzenler. Boşanma davası sürerken eşlerden biri ölürse evlilik ölümle sona erer ve artık boşanma kararı verilemez. Bu durumda sağ kalan eş normalde mirasçı olur. Ancak ölen eşin mirasçılarından biri davaya devam eder ve sağ kalan eşin kusuru ispatlanırsa, sağ kalan eş boşanmış gibi mirasçılık hakkını ve ölüme bağlı tasarruflardan doğan haklarını kaybeder. Devam eden davada boşanmaya değil, sağ kalan eşin kusurlu olup olmadığına karar verilir.
İkinci fıkra 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Gerekçe maddenin ilk metnine aittir ve yalnızca davacı eşin ölümünden söz eder. Fıkranın bugünkü metni ise "ölen eş" ifadesini kullandığından, davacı veya davalı hangi eş ölmüş olursa olsun uygulanır.
Yurt dışında boşanmış ancak kararını Türkiye'de tanıtmamış kişiler nüfusta hâlâ evli görünür. Bu durumda eşlerden birinin ölümünde eski eş mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilebilir. Tanınan yabancı kararın kesin hüküm etkisi, kararın kesinleştiği andan başlar (MÖHUK m. 59).