TMK Madde 121 – Manevî tazminat
TMK Madde 121 metni
Nişanlılığın hükümleri / Nişanın bozulmasının sonuçları / Manevî tazminat
Madde 121
Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
Güncel metin: mevzuat.gov.tr, son karşılaştırma 29 Ekim 2026.
TMK Madde 121 gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 85 inci maddesini karşılamaktadır.
Yürürlükteki maddede manevî tazminatın koşulları Borçlar Kanunumuzun 3444 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki hükmüne paralel olarak kaleme alındığından, manevî tazminat "şahsen fahiş bir surette mutazarrır olma" koşuluna bağlanmıştır. Oysa Borçlar Kanununun 49 uncu maddesinde 3444 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle manevî tazminatta "zararın ve kusurun ağırlığı" koşulu kaldırılmıştır. Bu değişikliğe rağmen niteliği ve amacı aynı olan bu maddedeki manevî tazminatın ağır zarar koşuluna bağlı tutulması haklı ve yerinde görülmemiştir. Öte yandan maddede hükmedilecek manevî tazminatın bir miktar paranın ödenmesi şeklindeki bir tazminat olduğu açıkça vurgulanmış, burada manevî tazminatın diğer şekillerine yer verilmediği ifade edilmek istenmiştir.
Yürürlükteki Kanunun 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen manevî tazminatın mirasçılara intikal edip etmeyeceği sorunu, 25 inci maddenin dördüncü fıkrasında hükme bağlanmış olan genel kurala bırakılmıştır. Manevî tazminatın mirasçılara intikal edip etmeyeceği, ayrıca bunun başkalarına devir edilip edilmeyeceği 25 inci maddede hükme bağlanmış olduğundan bu maddede yeniden kaleme alınması yerinde görülmemiştir. 3444 sayılı Kanunla yürürlükteki Kanunun 24/a maddesi hükmü kabul edilmeden önce, bu sorun yürürlükteki Kanunun 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanmış idi. Bu düzenleme karşısında buradaki özel hükmün diğer manevî tazminatlar için de geçerli olup olmadığı konusunda önemli tartışmalar yapılmaktaydı. Bu konu 25 inci maddede genel hüküm olarak düzenlendikten sonra artık manevî tazminatla ilgili özel hükümlerde aynı kuralın tekrarlanması isabetli olmayacaktır.
Kaynak: Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM 21. Dönem, S. Sayısı 723. Gerekçe, tasarının Meclis’e sunulan metnine aittir; madde sonradan değiştirilmişse güncel metinle farklılık gösterebilir. Gerekçede geçen “yürürlükteki Kanun” 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, “kaynak Kanun” İsviçre Medenî Kanunudur.
Açıklama
Madde, nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı zedelenen tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun bir miktar para isteyebileceğini düzenler.
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında değil, duygu ve onur dünyasında uğradığı zararı hafifletmek için ödenen paradır. Nişanın bozulması her durumda manevi tazminat hakkı doğurmaz. İki şart birlikte aranır:
- Nişanın bozulması yüzünden tazminat isteyen tarafın kişilik hakkı saldırıya uğramış olmalıdır. Örneğin nişan kişiyi çevresinde küçük düşürecek biçimde bozulmuş veya bozma sırasında onun hakkında onur kırıcı iddialar yayılmış olabilir.
- Karşı taraf kusurlu olmalıdır.
Tazminat yalnızca para olarak istenebilir. Hâkim, kişilik hakkına yapılan saldırının ağırlığını, tarafların kusurunu ve olayın diğer koşullarını göz önünde tutarak uygun bir miktara karar verir.
Gerekçeye göre eski Kanun manevi tazminatı kişinin ağır biçimde zarar görmesi şartına bağlıyordu; TMK bu şartı aramaz. Gerekçede anılan Borçlar Kanunu 818 sayılı eski Borçlar Kanunudur. Bugün yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda kişilik hakkının zedelenmesi hâlinde manevi tazminat TBK m. 58'de düzenlenmiştir.
Manevi tazminat isteminin başkasına devri ve mirasçılara geçmesi bu maddede değil, TMK m. 25/4'te düzenlenmiştir. Buna göre istem, karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemez ve mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.
Malvarlığına ilişkin zararlar için TMK m. 120 uygulanır. Manevi tazminat davası da nişanlılığın sona ermesinden başlayarak bir yıllık zamanaşımına tâbidir (TMK m. 123).